30 Metrelik Vahşi Yılan Orman Yangınından Kaçmaya Çalışırken Hayatını Kaybetti


Dünyanın akciğerleri olarak bilinen Amazon Ormanları Güney Amerika’da Brezilya, Peru, Kolombiya, Ekvador, Bolivya, Venezuela, Guyana, Surinam ve Fransız Guyana’sı sınırlarında bulunuyor. Ormanların %60’ı ise Brezilya topraklarında yer alıyor. Dünya’daki oksijenin yüzde 20’sini sağlayan Amazon Ormanları maalesef haftalardır yanıyor. Bir türlü söndürülemeyen yangın nedeniyle Güney Amerika’da yaklaşık 5.5 milyon kilometrelik bir alana yayılan Amazon Ormanları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

90 ila 140 milyar ton karbonu muhafaza eden Amazon ormanları dünyadaki biyolojik yapının yüzde 10'unu bünyesinde barındırıyor. Amazon Ormanları, 3 milyon bitki ve hayvan türü ile 1 milyon insana ev sahipliği yapıyor ve maalesef yangınlar sebebiyle hem burada yaşayan canlıların hayatı tehlikede, hem de ekolojik dengenin bozulması gündemde. Amazon Ormanlarında çıkan yangının sonuçları gün geçtikçe ağırlaşıyor. Bu bölgedeki ağaçların yanmasıyla ise ciddi oranda sera gazı ortaya çıkıyor. Üretilen oksijen miktarı da azalıyor.
Brezilya'da 2 bin 500'den fazla noktada devam eden yangın 4 ülkeye sıçramış durumda ve yetkililer yangını kontrol etmekte epey zorlanmışlar.
Yangınlarla mücadele için görevlendiren 44 bin askere rağmen yangınlar hemen durdurulamamış ve birçok canlının hayatı son bulmuş. Birçok bitki ve hayvan türüne, ayrıca insanlara yuva olan Amazon Ormanlarındaki yangınlar ağır sonuçlara sebep oluyor.
Bu kadar geniş canlı çeşitliliğine sahip bir bölgede çıkan ve bir türlü söndürelemeyen yangının nasıl büyük bir felakete neden olduğunu doğru tahmin edebilmek için gelin Amazon ormanlarına daha yakından bakalım. Amazon bölgesinde bugüne kadar 427 memeli, 1300 kuş, 378 sürüngen ve 400'den fazla da amfibi hayvan türü keşfedilmiştir. Ayrıca yaklaşık 3 bin farklı tatlı su balığı da bu bölgede yaşıyor. Yine Amazonlarda binlerce omurgasız hayvan da yaşıyor. Çıkan yangın ise bu canlı çeşitliliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Yanmış bölgelerden çekilen fotoğraflar ise sonucun ne kadar vahim olduğunu kanıtlıyor. Yangın esnasında yanan çeşitli yılan türleri ve daha birçok hayvana ait fotoğraflar ise gerçeği gözler önüne seriyor.

Orman yangınlarından en çok etkilenen canlıların başında yılanlar geliyor. Bunun nedeni ise fiziksel yapıları ve hareket kabiliyetleri. Geçtiğimiz günlerde Endonezya'da başlayan orman yangınlarında da yanmış yılanlara ait fotoğraflar ve videolar görenleri şaşırtıyor. Endonezya ormanlarında yangın nedeniyle boyları 10 metreyi bulan dev piton yılanları canlı canlı yanarak hayatlarını kaybetmişler. Geriye ise bu fotoğraflar kalmış. Fotoğraflarda yanan yılanların çoğunun ağzı açık halde. Buradan da onların yanarken ne kadar çok acı çektiklerini anlıyoruz. Yılanların yanı sıra daha birçok hayvan türü de canlı canlı yanarak hayatını kaybetmiş. Az sayıda orangutan ise yetkililer tarafından kurtarılarak koruma altına alınmış.
Hayvanların yanı sıra insanlar da orman yangınlarından ciddi şekilde etkileniyor. Endonezya'da Sumatra ve Borneo Adası'ndaki 6 eyalette yangınların oluşturduğu yoğun duman nedeniyle solunum yolu rahatsızlıkları, baş dönmesi ve mide bulantısı gibi şikayetler artarken hava kirliliğine karşı halka maske takılması ve uzun süreli açık hava aktivitelerinden kaçınılması uyarısı yapılıyor.
Endonezya ormanlarındaki yangın felaketinde 80.000 dönümlük arazi küle dönmüş. Çiftçilerin yeni tarım arazisi açmak için arazileri yaktıkları ve durdurulamayınca yangının gittikçe büyüdüğü yetkililer tarafından açıklamış. Buna bir de yangının kurak mevsime denk gelmesi eklenince yangın daha da yıkıcı bir hale gelmiş.
Tıpkı Amazon ormanlarındaki büyük yangın felaketi gibi. Aslında Amazon Ormanlarında her yıl düzenli olarak yangın çıkıyor. Özellikle kurak sezonda yani temmuz ve ekim ayları arasında bölgede orman yangınları sık görülüyor. Bu yıl ise durum daha vahim. Çünkü bu yıl sekiz aylık dönemde 75 binden fazla yangın çıkmış. 2018 yılının aynı döneminde ise çıkan yangın sayısı 40 binmiş.
2018 Ağustos ayından itibaren Amazon Ormanlarındaki yangınların yüzde 83 artış göstermesi ise büyük bir korku ve endişe yaratmaya devam ediyor. Peki bu durdurulamaz yangınların sebebi ne?

Çevreciler, yangınlardan Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'yu sorumlu tutuyor. Bolsonaro'nun çiftlik sahiplerine yeni tarım arazileri için söz verdiği, yangınların bu nedenle bilinçli olarak çıkarıldığı ve söndürmek için yeterli çaba sarf edilmediği iddia ediliyor. Ocak ayında ülkenin başına geçen liderin bu konuda suçlanmasının başka bir nedeni daha bulunuyor. Brezilya'da daha önceden orman kayıplarını azaltmak amacıyla çok sıkı cezalar ve yasal işlemler uygulanıyormuş. Fakat muhafazakar görüşleri ve despot politikaları ile bu yılın başında göreve gelen Bolsonaro bu cezaları kaldırmış ve çevre katliamının önünü açmış. Sonuç olarak Brezilyalı liderin, tarım ve çiftlik arazisi açmak, endüstriyel tarım, madencilik ve kerestecilik gibi ekonomik faaliyetleri yürütmek ve bu sayede gelir elde etmek için bu yangınları başlattığını söyleyebiliriz. Bolsonaro'nun döneminde yangınların yüzde 83 oranında artması ise şüpheleri artırıyor. Devlet Başkanı ise halkı ve politikalarına karşı çıkan STK'ları orman yangınlarından sorumlu tutuyor. Bolsonaro özellikle sivil toplum kuruluşlarını suçlayarak, kendisini zor duruma düşürmek için yangın çıkarmakla suçluyor.
Bunların dışında Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro yangınla mücadele edecek kaynaklarının olmadığını ifade etmiş. G7 ülkeleri ise Amazon yangınlarından etkilenen ülkelere alevlerle mücadele için 20 milyon euro yardım yapılacağını duyurmuş. Ancak Bolsonaro bu yardım teklifini reddetmiş. Yardım teklifi ile Brezilya'nın egemenlik hakkının ihlal edildiğini öne süren Bolsonaro teklife öncülük eden Fransa'yı sömürgecilikle suçlamış. Bolivya lideri Evo Morales ise yardımı kabul edebileceğini açıklamış.
Dünya genelinde ise Amazon Ormanlarındaki yangın ile ilgili büyük hassasiyet mevcut. Başta ünlü isimler olmak üzere çok sayıda kişi yangına karşı yürütülen kampanyalara katılmakta bir kısmı ise maddi yardımda bulunmakta.

Bunun dışında ise Amazon'un gerçek yerlileri, ağaçları kesmeye gelenlere ve yağmacılara karşı sürekli nöbet tutuyorlar. Ormanlardaki yangınların sona ermesi için toplanan yerliler, ayinler düzenleyerek ormanlar için dua ediyorlar. Çünkü yangınlar sadece hayvan ve bitki türlerini değil yerli halkları da tehdit ediyor. Yerli halkların korunması için çalışmalar yürüten Brezilya merkezli Survival International örgütü, Amazon ormanlarında yaklaşık 1 milyon yerlinin 400 farklı kabilede yaşadığını belirtiyor. Bu kabilelerin hepsinin kendilerine özgü kültürleri ve dilleri var. Bazı yerli kabile köyleri 500 yıldır dış dünya ile temastayken bazıları hala tamamen izole bir şekilde yaşıyor. Bu kabilelerin geçim ve yaşam kaynağı da yaşadıkları Amazon ormanlarının zenginlikleri. Gıda, ilaç, barınma gibi temel ihtiyaçlarının tamamını ormandan elde ediyorlar. Bu kabilelerden birinin ruhani lideri 'Amazonlar para için yok ediliyor. Eğer Amazonların tahribi böyle devam ederse 50 yıl sonra orman diye bir şey kalmayacak. Sahip olduğumuz kültürümüz, dilimiz, şarkılarımız güvende olmayacak. Çünkü, ormansız tarım yapamayız, ormansız beslenemeyiz, toprağımız olmadan yaşayamayız.' açıklamasını yapmış.
Amazon ormanlarındaki yangınlar bitki türlerini de tehdit ediyor. Dünya Vahşi Yaşam Fonu'nun verilerine göre Amazon bölgesinde 40 bini aşkın bitki türü bulunuyor. Dünya Bankası ise 'Amazonlar, dünyanın yağmur ormanlarının yüzde 40'ına, karasal biyo çeşitliliğin ise yüzde 25'ine ev sahipliği yapıyor' diyor. Amazon bölgesinde yetişen birçok bitki türü tıp alanında ilaç üretimi için kullanılıyor. Elde edilen bitkilerden kanser ilaçları da üretiliyor, kozmetik ürünleri de.  Günümüzde tıp ve eczacılıkta kullanılmakta olan kortizon gibi ilaçların dörtte biri yağmur ormanlarından elde ediliyor.

Ayrıca dünyanın iklim dengeleyicisi olan Amazon Ormanları özellikle Brezilya'nın güneyindeki yağmur döngülerini düzenlemekte ve çok yüksek miktarda karbondioksiti emmektedir. Ancak Amazon bölgesinin önemi sadece Brezilya ile sınırlı değil. Amazon yağmur ormanlarındaki nem seviyesi kış aylarında Rio de la Plata havzasına düşen yağışı etkiliyor. Uruguay, Paraguay ve Arjantin'deki yağış seviyeleri de Amazon yağmur ormanları ile doğrudan bağlantılı.
Amazonlar aynı zamanda gezegenin en büyük nehir havzası konumunda. Bolivya, Kolombiya, Ekvador, Peru ve Venezuela'nın küçük bir kısmını kapsayan havza 7 milyon kilometrekarelik bir alana yayılıyor. Bu havzanın en büyük bölümü Brezilya sınırları içerisinde. Arjantin Doğal Yaşamı Koruma Derneği Infobae'nin Başkanı Manuel Jaramillo ise Amazon bölgesinin gezegenimizdeki tatlı suyun yüzde 17 ila 21'ini oluşturduğunu dile getiriyor. Yangınların ise bu havzada da geri döndürülmesi güç bir hasara yol açma riski bulunuyor.
Kısacası soluduğumuz havadaki oksijen miktarından tutun, kullandığımız ilaçlardaki maddelere; yediğimiz çikolatan muza kadar hayatımızın her alanında yağmur ormanlarına muhtacız. Umarız bir daha ne Amazon Ormanlarında ne Endonezya'da ne ülkemizde ne de dünyanın başka bir yerinde yangın çıkıp ormanlarımıza, canlı çeşitliliğimize zarar verip onları yok etmez. Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bize yorumlar kısmından görüşlerinizi yazmayı unutmayın.



Hangi emoji bu yazıya uygun?

Komik Komik
1
Komik
Korkutucu Korkutucu
1
Korkutucu
Şaşırtıcı Şaşırtıcı
0
Şaşırtıcı
Harika Harika
0
Harika
Üzücü Üzücü
8
Üzücü
Trend Trend
3
Trend

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Choose A Format
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals