Bilim Dünyasının Açıklaması Gereken 10 İnanılmaz Görüntü


İnsanlık olarak gizemli şeyleri seviyoruz. Hele bir de arkeolog yeni keşfettiği kazıyı açıklayamadıysa, çok daha heyecanlanır ve merak ederiz. Neyse ki dünya olarak birçok gizeme sahibiz. Her ne kadar teknoloji ve bilim gelişmiş olsa da atalarımız ve onların yaşamları hakkında bilmediğimiz daha çok şey var. Biz de bugün sizlere bu konudan bahsedeceğiz. İşte karşınızda bilim dünyasının açıklaması gereken inanılmaz görüntüler.  

1.

İlk gizemli eserimiz, Avrupa'nın bir yerinden değil, tüm Avrupa kıtasından geliyor. Bilim insanları bu gizemin doğal yollardan mı yoksa insan müdahalesiyle mi meydana geldiğinden emin değil. Milattan önce 700 ile 300 yılları arasında, Avrupa'nın tepelerine taşlardan kaleler inşa edildi. Buraya kadar her şey normal öyle değil mi? Asıl gizemli olan bu duvarların bazı kısımlarının zamanla cama dönüşmüş olması. Yıllar sonra bugün bile duvarlardaki camın içinde hava kabarcığı kalıntıları görülebiliyor. Vitrifikasyon adı verilen bu süreç kayaların bir zamanlar inanılmaz derecede yüksek sıcaklıklara maruz kaldığını gösteriyor. Uzmanlar tarafından açıklanamayan jeolojik bir anomali olarak kabul edilen bu fenomen Avrupa'nın vitrifiye kaleleri olarak adlandırılıyor. Avrupa'da en çok İskoçya'da rastlanan vitrifiye kalaleri kıtanın birçok alanında da görülüyor. Ve bu gizemli vitrifiye kaleleri ilk kez 1777 yılında  John Williams, tarafından keşfedilmiş. Sonrasında ise gizemli yapılar yüzyıllar boyunca jeologların bir numaralı araştırma alanları olmuş. Çünkü kayaların nasıl kaynaştığına dair herhangi bir bilimsel açıklama yok. Vitrifikasyon için gereken sıcaklıklar, bir atom bombasının patlaması sonucu açığa çıkan ısıya eşit. Avrupa'da atom bombasının atılmadığını bildiğimiz için geriye savaşlarda çıkan yangınlar kalıyor. Ancak vitrifikasyona ulaşmak için yangınlar günler boyunca 1050 ila 1235 santigrat derece arasında bir sıcaklıkta yanmaya devam etmelidir. Bu ise imkansız olmasa da, son derece olanaksızdır. Peki sizce vitrifikasyon kaleler nasıl oluşmuş?

2.

Altay dağlarındaki bu gizemli kapı da yıllardır bilim insanlarının kafasını karıştırıyor. Çok sayıda jeolog bu kapı şeklindeki nesnenin bir geçit gibi görünen doğal bir oluşum olduğu konusunda ısrar ediyor. Ancak pürüzsüz kenarların ve çizgilerin kasıtlı olarak inşa edilmiş olduğunu düşünen birçok kişi de var. Bunların dışında bu gizemli yapı hakkında birçok efsane ve söylenti de yayılmış. Bu efsanelerin en popüleri ise bu kapıdan cücenin geçiyor olması. Aslında cüce bu kapıyı alt dünya ile şu an yaşadığımız dünya arasında bir geçit olarak kullanıyor. Bu kapıdan çıkıp gece boyunca insanların ruhunu topluyor ve sabah olmadan da kendi krallığına götürüyor. Hikaye biraz hayalperest hatta ondan daha fazlası. Belki de bu garip kapı her şeyden önce bir doğal kaya oluşumudur. Ne dersiniz?

3.

Sırada bu ürkütücü ve gizemli fotoğraf var. Zırh giymiş bir uzaylıya benzeyen bu kalıntı da bilim dünyasının kafasını hayli şaşırtmış. Geçmişten günümüze gelen ve şans eseri keşfedilen bu fosil sanki bir uzaylıya ait. Öyle değil mi? Ancak bilimsel olarak uzaylıların var olamayacağını biliyoruz. Peki sizce bu fotoğraftaki zırh giymiş uzaylının sırrı nedir? Nasıl ve ne zaman oluşmuş olabilir? Bu konudaki görüşlerinizi yorumlar kısmından bize yazmayı unutmayın. Siz bu sorunun cevabını düşünürken gelin bilim dünyasının açıklaması gereken gizemli keşiflerden bahsettiğimiz yazımıza devam edelim.

4.

Kolomb öncesi zamanların Meksikası hakkında bilmediğimiz çok şey var. Ancak gizemler listesinin en üst sırasında kesinlikle Mezoamerikan Kızılderililerinin obsidiyenden bu kadar karmaşık yapıları nasıl ve neden yapmayı seçtikleri. Öncelikle obsidyen volkanik kökenli bir cam türüdür. Modern standartlarda bile bu malzemeyi kırmadan heykeller yapmak son derece zordur. Ama görünüşe göre uzaktaki Meksikalı atalarımızın böyle kırılgan kayalarla çalışmak konusunda hiçbir sıkıntıları olmamış. Çünkü yaptıkları bazı yapılar bilimsel açıklamalara adeta meydan okuyor. Örneğin bu süslü maymun heykelini nasıl yapmış olabilirler. Hele bu cd'ye benzeyen şeyi nasıl şekillendirmişler. Peki ya bu makara şeklindeki silindirik nesneler nedir? Tüm bu eski eserler herhangi bir elektrikli alet veya torna tezgahı kullanılmadan yapılmış. Günümüz teknolojiyle bile işlenmesi hayli zor olan obsidyen, eski Meksika'da gizemli bir şekilde muhteşem sanat eserlerine dönüştürülmüş. Öyle değil mi?

5.

Amerika Birleşik Devletleri'nde bir sahil şeridinde keşfedilen bu kil tablet tüm gizemiyle herkesin aklını karıştırmakta. Lovecraft hayranları muhtemelen bu tabletin çok tanıdık göründüğünü düşünüyor. Ön tarafına kazınmış olan yaratık, Lovecraft'ın yaratıcısı olduğu Cthulhu mitosuna benziyor. Çok sayıda Cthulhu hayranı ise bu tabletin birisi tarafından yapılıp, bulunması için sahile bırakıldığını düşünüyor. Gerçek yine de o kadar basit olmayabilir. Şu anda tabletin yaşını bilmiyoruz. Ancak bu tabletin Lovecraft'ın ünlü yaratıklarını yaratma konusunda ona ilham verme olasılığının olduğunu göz ardı edemeyiz. Belki de bir zamanlar Lovecraft böyle görünen bir tablet buldu ve bunu kitaplarında kullanmak istedi. Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bu gizemli tabletin sırrı ne olabilir?

6.

Bilim insanlarının Monte Prama taş devleri hakkında hemfikir oldukları tek şey; taşların var oldukları. Bunun ötesinde her şey spekülasyon ve tahmin. Şu anda sekiz metrelik heykellerin kökeni konusunda hüküm süren en popüler teori ise şu : Taşların M.Ö. 1800-240 yılları arasında, sürekli genişleyen Roma İmparatorluğu'na topraklarını kaybettiklerinde Sardunya'da yaşayan Nurajik medeniyetin bir ürünü oldukları. Maalesef Nurajik medeniyetine ait çok az sayıda yazılı kayıt var. Bunun yanında başka medeniyetlerde Nurajiklerden çok az bahsediyor. Ancak bu medeniyetin geride bıraktığı taş işçiliği ve dev heykeller onlarla ilgili tüm açığı kapatıyor. Bu gizemli heykeller 1974 yılında Cabra yakınlarında keşfedilmiş. Heykeller aynı zamanda antik mezarlara yakın bulunduğu için mezarların koruyucuları olmaları için yapılmış olma ihtimalleri de yüksek. Ama yine de bu sadece bir tahmin.

7.

Ardında bizleri şaşırtmak için gizemli heykeller bırakan topluluk sadece Nurajik medeniyeti değil. Ürdün'de 1983 yılında bulunmuş 8.000 yıldan daha eski olan bu heykellerle ilgili kafamızda daha fazla soru işareti bulunuyor. Bu heykeller Ürdün'ün Amman kentinde bulunan Neolitik bir arkeolojik sit alanı olan Ayn Ghazal'da bulunmakta. Garip şekilde tasarlanan heykelerin kolları olmamakla birlikte cinsiyetlerini tanımlayacak herhangi bir ayırt edici özelliğe de sahip değiller. Heykellerin sürmeli gözleri ise sanki canlanıverecekmiş gibi anlamlı anlamlı bakıyorlar. Bu heykellerin hangi insan ırkını temsil ettiğini belirlemek ise oldukça zor. Alçı heykellerin bazıları sadece iki metre boyundayken, diğerleri altı metre boyunda ve hatta daha büyük olanlarda var. Son olarak bu şaşırtıcı heykelleri yapan sanatçıyı bilmediğimiz için teşekkür edemediğimiz gibi heykellerin temsil ettikleri Neolitik dönemde yaşamış medeniyeti de bilmiyoruz.

8.

Peru'nun güneyinde yer alan Nazca Çölündeki bu tuhaf çizgiler görenleri şok ediyor. 1920 yılında çöl üzerinden havayoluyla seyahat edilirken keşfedilen çizgilerin nasıl ve neden yapıldığı hala daha bilinmemektedir. Balina, kuş, maymun, köpek, örümcek, ağaç, çiçek, insanımsı ve daha birçok şekilde olan çizgilerin MÖ 200 ile MS 700 arasında yapıldığı düşünülmektedir. Bu garip ve gizemli şekillerin uzaylılar için yapılmış olduğu ya da uzaylılar tarafından yapılmış olduğuna dair pek çok teori bulunmaktadır. Peki sizce Nazca çizgilerinin sırrı ne olabilir?

9.

Eğer Sahra'nın tam kalbine seyahat edecek kadar cesursanız, sonunda Nijer çölüne varacaksınız. Burada ise dünyanın herhangi bir yerinde keşfedilen en büyük hayvan petroglifleri bulunmakta. Dabous zürafaları adıyla dünya genelinde ünlenen bu yer oldukça popüler. Günümüzden 7000-9000 yıl öncesine ait olduğu söylenen zürafa formundaki kaya oymalarına deve, manda ve devekuşları dahil olmak üzere birçok farklı hayvan türünün 800'den fazla oyması eşlik ediyor. Uzmanların zürafa oymaları hakkında sahip olduğu en büyük soru, zürafaların ağızlarından altındaki insansı figürlere doğru giden düz çizgidir. Bu da akıllara ilk insanların bir zamanlar zürafaları da günümüzdeki atlar gibi evcilleştirdiği ihtimalini getiriyor.

10.

 İnternetteki çok sayıda web sitesi, bir zamanlar dünyada dev insanların yaşadığını iddia etmekte. İddialarını destelekleyen ise çok az kanıt var. Fakat eski Girit imparatorluğuna ait olan bu devasa baltalar bir zamanlar devlerine yaşadığına olan inancımızı artıyor. Bu büyük baltalara bakınca bunların normal boyuttaki bir insan tarafından kullanılamayacağı hemen anlaşılıyor. Peki ama bu baltalar başka ne için yapılmış olabilir? Milattan önce 1700 ile 1300 yılına ait olduğu düşünülen baltaların bazıları süslü bir şekilde dekore edilmiş. Bu da onların törensel ya da ibadet amaçlı kullanıldıklarını akla getiriyor. Ama onları törenlerde kullanmak da çok zor olurdu. Ayrıca hiç baltalara tapmış bir medeniyetin olduğunu düşünmüyoruz. Onların varlığı hala gizemli ama bu onların dev savaşçılar için yapıldığı anlamına gelmiyor.
Bilim dünyasının açıklaması gereken gizemli keşiflerden bahsettiğimiz yazımızın sonuna geldik. Peki siz bu gizemli keşifler hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bize yazmayı unutmayın.



Hangi emoji bu yazıya uygun?

Komik Komik
1
Komik
Korkutucu Korkutucu
1
Korkutucu
Şaşırtıcı Şaşırtıcı
0
Şaşırtıcı
Harika Harika
0
Harika
Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Trend Trend
0
Trend

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds