Bir İnsanı 100 Yıl Boyunca Donduru Sonra Çözerseniz Ne Olur?


İnsanlar uzak geleceği nasıl hayal ediyorlar? Uçan arabalar, dünya dışı gezegenlere seyahat ve tabii ki de tüm hastalıkların tedavi edilmesi. Peki kim böyle bir dünyada yaşamak istemez ki? Maalesef çoğumuz böyle bir geleceği görecek kadar uzun yaşayamayacağız. Ama neyse ki bilim insanları zamanı aldatmanın bir yolunu buldular. Bu Cryopreservation yani Kriyo-korunma. Aslında bu insan vücudunu dondurmanın ve daha sonra hayata döndürmenin sıra dışı bir yolu. Elbette henüz teorik olarak. Peki ama insan vücudu yıllarca dondurulursa ne olur? Bugünkü videomuzda bu konudan en ince ayrıntısına kadar bahsedeceğiz. Gelin vakit kaybetmeden yazımıza geçelim.

İnsanların akıllarına vücutlarını dondurma fikri nereden gelmiş olabilir? Görünüşe göre kış uykusuna yatan hayvanlar suçlanacak olanlar. Bazı kemirgen cinsleri, kirpiler ve ayılar. Konsept ise çok basit. Hava sıcaklıkları düşünce yemek azalıyor ve hayvanlar kendilerini bekleme moduna alıyorlar. Metabolizmaları ve hayatsal olayları yavaşlıyor, vücut sıcaklıkları hızla düşüyor. Mesela Arktika gelengisinin vücut sıcaklığı -4 dereceye kadar düşebiliyor. Bu süreçte artika gelengisi kafalarını ve boyunlarını sıcak tutuyorlar. Kış uykusu bitince ise bu küçük kemirgenler oldukça sağlıklı bir şekilde uyanıyorlar.
Bir diğer ilginç örnek ise Rana sylvatica adındaki kurbağa türü olabilir. Kuzey Amerika'da geniş yayılım gösteren bu kurbağa türü genelde çok soğuklarda yaşarlar ve her yıl donarlar, daha sonra ise hayata geri dönerler. Bu kurbağa türlerinin sıra dışı hayatları vardır. Her yıl kış aylarında vücutları 2-3 ay boyunca 6 dereceye kadar düşer ve aynı zamanda tüm vücut fonksiyonları durur. Nefes almazlar, kalp atışları durur ve vücutlarını kaplayan %60 oranındaki su donar. Baharın gelişiyle kurbağa ısınır, buzları çözülür ve yaşamaya kaldığı yerden devam eder. Peki ama bu nasıl mümkün olabilir? Bilim insanları yaptıkları çalışmalar sonucunda kurbağaların kış uykusuna yatmadan önce karaciğerlerinin 1.5 kat daha hızlı çalıştığını ve vücutlarındaki glikojenin 3 kat arttığını bulmuşlar. Dondurma işleminin kendisi ise yavaş gerçekleşir. Bu işlem sırasında karaciğer glikojeni, glikoza dönüştürür. Bu da hücrelerin yapıyı korumasına izin verir. Peki ama bu esktrem soğukluğa insan vücudu dayanabilir mi?
İnsan vücudu çok daha karmaşık. İnsan vücudunu bir dondurucunun içine sokup daha sonra tekrardan canlanmasını bekleyemezsiniz. Bunun ilk nedeni insan kanının karakteristik özellikleridir. Sıcaklık düşmeye başladıkça insan kanı da diğer sıvılar gibi kalınlaşıp yavaş yavaş donmaya başlar. Kanlı buza dönüşür. Kanın kristalleşmesi ise insan için çok tehlikeli bir durumdur.
Hala insanın buzunu çözmeyi planlıyoruz. Sorunun başladığı yer de burası. Bu kristal buzlar insanın dolaşım sisteminde mikro kesikler açar. Ne kadar zamanın geçmiş olduğunun bir önemi yok. Bir yıl, on yıl veya 100 yıl. Tüm arterler, kılcal damarlar ve organlar zarar görür. Beyin ölümünden bahsetmiyoruz bile. Böylesi bir zarar iç kanamaya daha sonra da kişinin hayatını kaybetmesine neden olur. Genelde bir kişiyi dondurmak için daha gelişmiş ve sıra dışı bir dondurucuya ihtiyacınız var. İnsanlar bu noktoda cryonics'i icat ettiler. Bu, hücreleri, dokuları, organları, diğer biyolojik nesneleri ve tüm vücudu koruyan düşük sıcaklıkta donmadır. Sözlük anlamı, insanların bilinmeyen bir gelecekte çözülmek üzere dondurulması olan 'cryonics' terimi, ilk olarak 1965 yılında kullanıldı.

Hayvanlar da donabilir. Asıl önemli olan tekrar hayata döndükten sonra vücut fonksiyonlarını geri yüklemektir. Kural olarak kriyo-koruma -80 santigratın üzerindeki çok düşük sıcaklıklarda gerçekleştirilir. Kuru buz ya da sıvı azot kullanarak -196 santigrat derecede de gerçekleşebilir. Peki ama neden bu kadar yüksek ya da daha doğru neden bu kadar düşük sıcaklıklar?
Kriyoprezervasyonda biyolojik maddelere zarar verebilecek herhangi bir kimyasal aktivite durdurulur. Bu sayede canlı nesneler istediğimiz kadar korunabilir. Kulağa iyi geliyor. Öyle değil mi?
İlk olarak bilim insanları bunu hamsterlarda, daha sonra insan vücudunun bireysel hücrelerinde ve her türlü önemli sıvıda denediler. Sonunda, 1967 yılında sıra bir insana geldi. Vücudu dondurulup gelecekte hayata döndürülmesi plananan ilk kişi James Bedford. Böbrek kanseri olan James için hayatını kaybettikten sonra dondurulma fikri heyecan verici gelmiş olacak ki bu alanda ilki yaşayan kişi olmuş. Bedford, 1967'den beri buzlar içinde diriltileceği günü bekliyor. Bazıları için insanları, nano teknolojinin ve tıbbın çok ilerlediği, her hastalığa çare bulunabildiği, tek bir hücreden bile bir insanın yeniden yaratılabildiği bir çağda uyandırmak üzere dondurmak için paralarını almak umut tacirliğinden başka bir şey değil diye düşünülebilir. Ancak yapılan deneyler insanları aksi düşüncelere de itebiliyor.

Peki bu işlem nasıl gerçekleşiyor? Cansız beden önce buz kalıplarıyla soğutuluyor ve göğüs kafesi açılarak vücuttaki kan damarlardan çekiliyor. Yerine eksi 50 derecede gliserol enjekte ediliyor. Vücuda yayılımı sağlanan solüsyon vücut ısısının da eksi 50 dereceye düşmesini sağlıyor. Hücre çevresindeki yağların buzdolabında kalmış birkaç günlük yağlar gibi buruşmaması için de hasta içi sıvı nitrojen dolu büyük metal silindirler içerisinde, eksi 196 derecede korunuyor.
Gelecekte bir noktada tüm kanser türlerini tamamen iyileştiriceğiz. Ancak bu gerçekleşene kadar Bedford'un vücudu Alcor Life Extension Foundation'da dondurulmuş şekilde kalacak.
Bu ise daha başlangıç. 2019 yılında sadece Amerika'da tam 400 kişi dondurulmuş olarak bir gün diriltilmeyi bekliyorlar. Hayatını kaybettiğinde dondurulmak üzere anlaşmaya imza atmış insan sayısı ise 1500 civarında. Kanunen kişi klinik ölümden sonra kriyoprezervasyona girebilir. Yani kişinin kalbinin atmaması gerekiyor. Beyin hücreleri ölmek için zamana sahip olmadan önce, buz oluşumunu ortadan kaldıran özel bir prosedür olan vitrifikasyon yardımıyla dondurulurlar. Yasal olarak her donmuş kişi ölü olarak kabul edilir. Sonuçta kimse canlanıp canlanamayacaklarını bilmiyor. Bununla birlikte, son yıllarda daha fazla kişi bunu düşünmeye başlıyor. Bilim insanlarının bugüne kadar donmuş kişinin canlanabileceğine dair hiçbir garantisi yok. Öte yandan, eğer bir kişi gömülürse, kesinlikle tekrardan canlanması mümkün olmazdı. Burada seçim genel olarak açıktır.

Bununla birlikte, cryonic gerçekten pahalı. Tüm bedeni dondurmanın bedeli 150 bin, yalnızca başı dondurmanın bedeli ise 80 bin dolar. Ödeme kolaylıkları da sağlanıyor. Önce bir hayat sigortası yaptırıyorsunuz. Sigortanızın primlerini ölene dek düzenli olarak ödüyorsunuz. Ölümünüzden sonra kalacak olan toplu para yakınlarınıza ödenmiyor, bir miktarıyla dondurulma masrafları karşılanıyor. Geri kalanı ise faiziyle birlikte yeniden hayata döneceğiniz, yani buzların çözüleceği güne kadar sizin adınıza biriktiriliyor. Bu yüksek fiyatlar ise daha çok zengin kişilerin cryonic'i tercih etmelerine neden oluyor.
Ölümsüzlük peşinde olanlardan ilki Amerika'da Oakland City'de yaşayan 71 yaşındaki psikiyatr Dr. Eugene Donovan. Hayalci kişiliğiyle tanınan doktor Donovan, yakalandığı yemek borusu kanserinden kurtulamayacağı kesinleşince bilimin ve tıbbın ölümsüzlüğü bir gün bulacağı ama kendisinin buna yetişemeyeceği inancıyla dondurulmaya karar vermiş.
Türkiye'de de Güner Kuban, bu dondurulma anlaşmasını imzalayan isimlerden biri. Kuban, bu uygulamayı artık kefenin de cebi var diyerek özetliyor. Ve 'yaşama gelmeyi ben seçmedim, öyle sıradan biri de değilim, ölümü bekleyemem. 'Happy end' olarak adlandırılan mutlu ölüme inanıyorum, ben aynı zamanda dünyada ilk defa vücut canlıyken dondurma sözleşmesini 1986'da ALCOR'la imzalayan kişiyim' şeklinde açıklamasına devam ediyor.
Peki ama yıllar boyunca buz tutan insan vücuduna ne oluyor? Bu sorunun cevabını sadece teorik olarak verebiliriz. Birkaç yıl önce bilim insanları tavşanın beynini çözmeyi başardılar. Birkaç hafta donmadan sonra bile, beyin aktivitesinin bağlı olduğu nöronlar arasındaki önemli bağlantı sağlamdı. Ancak tavşanın beynini bütün bir kişinin ölümüyle karşılaştırmak imkansız. Öyle değil mi?

Ayrıca, şüpheciler vücudun sıvı azot içinde dondurulmasının bile buz kristalleri nedeniyle birçok dokudaki hücrelerin tahrip olmasına neden olacağına inanmaktalar. Peki ama bu nasıl sona erecek? Zaten biliyorsunuz. Kesinlikle, böyle bir durumda diriliş olasılığı yoktur. Ancak, cryonics taraftarlarına göre doğayı ve fizik kaybını aldatmanın bir yolu var. Örneğin, vücuttaki sıvıların çoğunu özel maddelerin çözeltileriyle değiştirerek. Bu çözeltiler kristallere dönüşmez, bu da vücudun hasar görmeyeceği anlamına gelir. Bilim insanları, bu donma işleminden sonra insan beyninin büyük onarımlara ihtiyaç duyacağını kabul ettiler. Hasarlı alanları onarmak gerekecektir çünkü kesinlikle bu tür problemler olacaktır. Ve bu donmuş durumdan çıktıktan sonra bireye ne olacağı hala bilinmiyor. Kendileri olarak mı kalacaklar?
Tamam, konunun tıbbi yönünü bir an için bir kenara bırakalım. Buzlanmanın mükemmel gittiğini düşünün. Yüz yıl önce yaşamak isteyen bir insan yepyeni bir dünyada uyanacaktır. Gözlerini açtıkları ilk andan itibaren hayatlarını sıfırdan inşa etmek zorundalar. Çünkü yeni teknolojilere ve kurallara alışık değiller. Kim bilir yıllar sonra uyanmak o kadar da eğlenceli olmazdı?
Peki siz yüzyıllar boyunca dondurulmayı ve gelecekte bilmediğimiz bir zamanda tekrardan hayata döndürülme fikrini nasıl buluyorsunuz? Siz vücudunuzun dondurulmasını ister miydiniz? Cevaplarınızı ve görüşlerinizi yorumlar kısmından bize yazmayı unurmayın.



Hangi emoji bu yazıya uygun?

Komik Komik
1
Komik
Korkutucu Korkutucu
0
Korkutucu
Şaşırtıcı Şaşırtıcı
0
Şaşırtıcı
Harika Harika
0
Harika
Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Trend Trend
0
Trend

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds