Dalgıçlar Tarafından Su Altında Bulunan 5 Şey


İçindekiler

Bugünkü yazımızda son yıllarda dalgıçlar tarafından keşfedilmiş en şaşırtıcı ve ilginç keşiflerden bahsedeceğiz. Gelin tarihi aydınlatan bu sualtı keşiflerine yakından bakalım.

1. İskelet :

Yazımıza Meksika, Yucatan Yarımadasında sular altında keşfedilmiş iskeletlerle başlıyoruz. Tulum'daki batık mağaralarda 9 iyi korunmuş insan iskeleti bulunmuş. Ancak keşfedilen bir iskelet, Meksika'nın en eski yerleşimcilerine yeni bir ışık tutuyor. Yapılan yeni çalışmada araştırmacılar, Tulum mağara sistemi içindeki Chan Hol sualtı mağarasında bulunan yüzde 30 tüm haldeki bir iskelet olan 'Chan Hol 3'ü tanımlıyor. Analizler, Chan Hol 3'ün vefat ettiğinde yaklaşık 30 yaşında bir kadın olduğunu ve en az 9.900 yıl önce yaşadığını göstermiş. Kafatası, karşılaştırma için kullanılan Tulum mağaralarından diğer üç kafatası gibi mezosefali özellikler ortaya koymuş. Tulum mağara kafataslarının hepsinde diş çürüğü varmış, bu da potansiyel olarak daha yüksek şekerli bir diyet olduğunu gösteriyor. Ayrıca bu durum, benzer yaş aralığındaki, kafatasları uzun ve dar olma eğiliminde olan ve çürükleri olmadan yıpranmış dişlere sahip diğer Amerikan kafataslarının çoğuyla tezat oluşturuyor.

2. Pirozomlar :

 Sırada pirozomlar var. Pirozomlar, tulumluların serbest yüzebilen bir üyesidir ve okyanusta bulunan garip, jelatinli ve biyolüminesan bir yaratıktır. Genel olarak açık okyanusların sıcak sularında görülmelerine rağmen okyanusun diplerinde de bulunabilirler. Binlerce hücreden oluşan silindirik ya da konik olan kolonilerin uzunluğu birkaç cm'den 1-2 metreye kadar çıkabilmektedir. Hatta kimi zaman 60 metreye kadar. Pirozomlar planktoniktir. Yani hareketleri genel olarak dalgalara, akıntılara ve gelgitlere bağlıdır. Ancak her koloni bir jet gücüne sahiptir ve kendilerini yavaş da olsa hareket ettirirler. Pirozomlar ayrıca biyolüminesans yaparlar. Fakat yaptıkları biyolüminesansın parlaklığı olağan dışıdır ve ışık emisyonu süreklidir. Pirozom kelimesi ise biyolüminesans özelliklerinden dolayı Antik Yunan'da kullanılan pyro yani ateş ve some yani vücut kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir. İşte pirozomların ismi buradan gelmektedir.

3. Hazine :

Scuba dalgıçları 2015 yılında İsrail kıyısında eski bir batıkta 2000 adet altın sikke bulmuş. Yapılan açıklamaya göre; İsrail'in Akdeniz kıyılarında dalgıçların bulduğu 2000 adet altının Fatımi Devleti'nden kalma olduğu tahmin ediliyor. Fatımi Devleti ise 909 - 1171 arasında var olduğu tahmin ediliyor. Altınların asker ödemesi için gönderildiği ya da büyük bir ticaret gemisinin kazancı olabileceği öngörülüyor. Dalış kulubü üyelerinin Kayserya tarafında dalış yaparken fark ettikleri parıltılar sayesinde bulunan 2000 altın, Akdeniz'in en büyük hazinelerinden biri olarak tarihe geçmiş. Yaklaşık 9 kilo ağırlığında altın çıkaran dalgıçlar altın sikkeleri Deniz arkeoloji biriminin müdürü Kobi Sharvit'e teslim etmiş.  Altınlara paha biçilemezken incelenmek ve daha sonra sergilenmek üzere yetkililer tarafından el konulmuş durumda.

4. Baiae Antik Kenti :

Roma İmparatorluğunun Las Vegas'ı olarak bilinen Baiae antik kentinde . Rosırama İmparatorluğu döneminde zenginlerin tatil bölgesi olarak bilinen Baiae kentinin bin 700 yıldır sular altında olan kalıntıları görüntülenmiş. 1'inci yüzyıla ait antik kentin heykelleri, mozaik sütunları ve duvarları yosun tutmuş olsa da bütünlüklerini büyük oranda koruyor. Araştırmacılar, sular altında kalan şehirde gizli hazinelerin bulanabileceğini de belirtiyor. Ayrıca tarihçiler, şehrin altın çağında, dönemin ünlü Romalılarından Julius Caesar, Nero, Pompey, Marius ve Hadrianus gibi isimlerin burada evleri olduğunu aktarıyor. Baiae, milattan sonra 79'da Vezüv yanardağının patlaması sonucu sular altında kalmış. Patlama sonucu yaşanan volkanik aktivitelerin kıyıyı 400 metre kadar içeri çektiği ve Baiae'nin sular altında kalmasına yol açtığı belirtiliyor.

5. Dugong :

2016 yılında Endonezya'da serbest dalış yapan bir grup dalgıç Kokoya Adası yakınlarındaki dalışları esnasında denizin altında gördüklerine inanamamışlar. Tamamen spor amaçlı okyanusa dalan dalgıçlar ilk etapta garip sesler duymuşlar. Bu sesler üzerine hemen harekete geçen duyarlı dalgıçlar okyanusun derinlerinde bir kafes ve kafesin etrafında yüzen bir dugona rastlamışlar. Kafese iyice yaklaştıklarında ise kan dondurucu manzarayla karşı karşıya gelmişler. Çünkü kafesin içerisinde bir dugon daha vardır ve kafese zincirlenmiş bir vaziyette öylece kafeste duruyordur. Kafes etrafında yüzen dugonun erkek, kafese zincirlenmiş dugonun ise dişi olduğunu anlayan dalgıçlar olayın vahametini anladıklarında adeta yıkılmışlardır. Dişinin yüzgecinin etrafına zincir bağlanmış ve kafese sabitlenmiştir. Erkek ise serbest olmasına rağmen dişisini orada bırakmamak için kafesin dışında yüzüyordur. Balıkçılardan biri bu hayvanları yakalamış ve turistlere dalış yaptırıp hayvanları göstermek amacıyla okyanusun derinlerine hapsetmiştir. Kıyıya dönünce yetkililere durumla ilgili ihbarda bulunulmuş. Zavallı hayvanların yerini tespit ettikten ve durumu teyit ettikten sonra derhal görevlilere haber veren doğasever dalgıçlar sayesinde balıkçı gereken cezayı almış.
Tarihi aydınlatan en şaşırtıcı sualtı keşiflerinden bahsettiğimiz yazımızın sonuna geldik. Bu şaşırtıcı keşiflerle ilgili görüşlerinizi yorumlar kısmından bize yazmayı unutmayın.


Bir önceki yazımız olan Titanoboa Yılınanının Soyu Tükenmemiş Olmayaydı. Ne olurdu? başlıklı makalemizde soyu tükenen yılan, story ve titanaboa hakkında bilgiler verilmektedir.



Hangi emoji bu yazıya uygun?

Komik Komik
0
Komik
Korkutucu Korkutucu
0
Korkutucu
Şaşırtıcı Şaşırtıcı
1
Şaşırtıcı
Harika Harika
0
Harika
Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Trend Trend
0
Trend

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.