Ensest: İşte Bu Yüzden Aile İçi İlişki Çok Tehlikeli


İspanya Kralı IV. Felipe, 7 Ekim 1649’da Avusturyalı Maria ile evlendi. Bu evlilikle ilgili birçoğunuza alışılmadık veya etik olmayan gelebilecek şey, kralın 44 yaşında olması ve yeni karısının 14 yaşında olması. Daha da ilginci amca-yeğen olmaları. Aslında bu tarz ilişkiler Kralın da içinde bulunduğu Hasburg kraliyet ailesine özgü bir durumdu. Hasburg hanedanlığı, soy ağaçlarında yabancı olmasına izin vermiyorlardı. Hasburg akrabalığı o kadar dikkat çekiciydi ki, bunun çocuk canavarları yarattığını söyleyebiliriz. Maria ve Felipe’in oğlu ise bunun yaşayan bir kanıtıydı. Bu oğlan, Avrupa kraliyet ailesinin o ana kadar dünyaya gelmiş en deforme insanıydı. Bugünkü yazımızda ise tarihin en kötü akraba evliliği hikayelerinden bahsedeceğiz.

Felipe ve Maria'nın evliliğinden bahsetmeye devam edelim. Çünkü bu hikayenin nasıl bittiğini bilmek isteyeceğinizden eminiz. Öncelikle bilmeniz gereken ilk şey Hasburg soy ağacının çok dallı, budaklı olmadığı. Bunun nedeni ise üreme söz konusu olduğunda her şeyi aile içinde tutmaları. Çünkü onlar aile mirasını kendi ellerinde tutmak istiyorlar. Fakat o zamanlar bilmedikleri şey bunun ne kadar kötü olduğuydu. Aslında bunu anlamak için Felipe ve Maria'nın ebeveynlerine bakmamız yeterli. Her iki ailenin de bir avuç çocuğu vardı ve çok azı yetişkinliğe kadar hayatta kaldılar. Felipe ve Maria'nın çocuklarına gelince ise 5 çocuktan sadece ikisi yetişkinliğe ulaştı. Charles adındaki çocukları ise bilinen en ünlü krallardan biri oldu. Ünlü olmasının nedeni cesaretinden ya da gaddarlığından kaynaklanmıyor. Charles çocuk canavar olarak ünlenmişti. Charles'ın kız kardeşi Margaret ise 21 yaşında hayatını kaybetti. Charles ile karşılaştırıldığında oldukça sağlıklı bir hayat yaşadı. Zavallı Charles ise doğduğu andan itibaren hep ızdırap çekmiş. O kadar uzun bir çeneyle doğmuş ki 4 yaşına kadar konuşamamış. Bunun dışında ilk birkaç yıl içinde çiçek hastalığı, kızamık ve kızamıkçık gibi olası her çocukluk hastalığını geçirmiş. O yıllarda ise bu hastalıklardan her biri onu öldürebilirmiş. Charles'ın çocukluğu hastalıklarla geçmiş. Öyle ki Maria onu zar zor gözünün önünden ayırmış. Yıllar içinde ise Charles güçlükle yürüyen bir adam olmuş. Herkes ona kötü baktığı ve arkasından konuştuğu için ise Charles sürekli depresyondaymış. Charles'ın hiç çocuğu olmamış. Bazı tarihçiler onun kendi soyundan geldiği için üreyemeyeceğini düşünüyor. Charles 35 yaşına gelmeden kel olmuş ve 1700 yılında tekrar hastalanmış. 39. doğum gününden hemen önce ise hayatını kaybetmiş. Otopsi raporunda cesedin tek bir damla kan içermediği ortaya çıkmış. Kalbi biber büyüklüğündeymiş. Ciğerleri, bağırsakları çürümüş, kangren olmuş ve kömür gibi siyah tek bir testisi varmış. Kafasının içi ise suyla doluymuş. Kısaca Charles'ın o kadar uzun yaşaması mucizeymiş.

Kraliyet aileleri içinde evlilik tüm Avrupa'da yaygındı. Hatta tüm dünyada. Asya, Japonya, Kore ve Tayland. En dikkat çekeni ise 19. ve 20. yüzyılın sonlarında Tayland'da gerçekleşti. Tayland Kraliyet erkeklerinin, çoğu kendi tebaasından olan birçok eşi ve kendi soydaşlarının da bulunduğu farklı sosyal sınıflardaki kadınlardan oluşan geniş bir haremi olabiliyordu. Kraliyetteki evlilikler, asil kanı sonraki nesillere taşımak amacıyla yaygın olarak çok yakın olmayan akrabalar; amcalar yeğenler, üvey kardeşler arasında yapılabiliyordu. 1907'de Kral Paramindr Maha Chulalongkorn (V. Rama) tahttayken, politik konumunu güvenceye almak için üvey kız kardeşlerinden ikisiyle evlenerek onları kraliçe yaptı. Kral Paramindr'in babasının 35 karısından 84 çocuğu bulunuyordu. Üvey kız kardeşleriyle evlenen kralın ise 77 çocuğu dünyaya geldi. Elbette bu çocukların hepsi üvey kız kardeşlerden olmadı. Ancak üvey kız kardeşlerden dünyaya gelen çocukları zorlu bir hayat bekliyordu. Önreğin, Prenses Nari Ratana, hayatı boyunca hastaydı ve 8 yaşında vefat etti. Kardeşi de 6 yaşında hayata gözlerini yumdu. Aslında doğumdan sağ kurtulan çocukların çoğu, çocukken vefat ettiler. Özetleyecek olursak, kralın, kız kardeşlerinden olan çocukları çok genç yaşta hayatını kaybetti. Eşlerinden dünyaya gelenler ise çoğunlukla genç yaşta hayatlarını kaybettiler. Görünüşe göre uzun bir yaşam şansı en yüksek olan çocuklar, cariyeleriyle birlikte sahip oldukları çocuklardı.

Gelin Kraliyet ailelerinden biraz uzaklaşalım. Çoğunuz İngiliz bilim insanı Charles Darwin'i tanıyordur. Darwin, evrim hakkında yazmadığı zamanlarda sevgili eşi Emma Darwin'le birlikteymiş. Fakat aktif olarak evrimi gözlemleyen Darwin, 1.dereceden kuzeniyle evlenmiş ve 10 çocuk sahibi olmuş. Maalesef çocuklar çok uzun yaşamamışlar. Çiftin ikinci çocukları Annie, kızıl hastalığına yakalandıktan sonra henüz 10 yaşında hayatını kaybetmiş. Oğlu ise bebekken hayatını kaybetmiş, başka kızları ise doğumdan sadece 2 hafta sonra vefat etmiş. Hayatta kalan çocuklar ise bazı garip hastalıklara yakalanmışlar ve onların çocukları olmamış. Darwin ise acı bir şekilde akraba evliliği sonucu doğan çocukların hastalıklarını, zayıflıklarını tecrübe etmiş, nedenlerini araştırmış. Hatta sefil bir aile olduklarını ve yok edilmeleri gerektiğini bile düşünmüş.

O yıllarda ise bilim camiası, yalnızca yakın akraba olan insanlar arasındaki akraba evliliğinin sağırlık veya körlük gibi şeylerle sonuçlanabileceğini öne sürmüş. Peki ama bu evlilikler ölümcül hastalıklara ve can kayıplarına sebep olabilir miydi? İşte uzun süredir bu soru Darwin'in aklını kurcalıyormuş ve hükümetten bununla ilgili veri toplamasını istemiş. Fakat bu onun yaşadığı dönemde gerçekleşmemiş. Darwin'in bilmediği şey, bakteriyel enfeksiyonların aile içi çiftleşmeyle bağlantılı olduğu ve iki çocuğunun da bu şekilde öldüğüymüş. Darwin'in anne tarafından büyükanne ve büyükbabası da akrabaymış ve birazdan bunun ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz.


Günümüzde birçok ülkede birinci derece akraba evlilikleri yasak. Birinci derece akraba evlilikleri ise anne veya babasından biri kardeş olan bir çiftin yaptığı evliliklere deniliyor. Büyükanne veya büyükbabalarından biri kardeş olan çiftlerin yaptığı evliliklere ise 2. derece akraba evliliği yani torun evlilikleri deniyor. Birinci derece akraba evlilikleri yani kuzen evliliklerinde kuzenler genlerinin sadece %12,5'ini paylaşıyorlar. Bu yüzden bazı uzmanlar bu evlilikten dünyaya gelen çocukların hastalıklı olma riskini çok küçük görüyorlar. Aynı anne ve babadan dünyaya gelen kardeşler genlerinin %50'sini paylaşırken tek bir ebeveyni aynı olan kardeşler genlerinin %25'ini paylaşıyor. Günümüz dünyasında ise böyle bir evliliğe örnek verecek olursak, bu kişi kesinlikle Patrick Stuebing olmalı.  


Patrick küçük yaşlarda öz babası sarhoşken onu bıçaklamaya çalışmasının ardından evlat edinilmiş. 23 yaşına geldiğinde ise Patrick, biyolojik kız kardeşi Susan da dahil olmak üzere biyolojik ailesiyle tanışmış. 2001 yılında anneleri vefat etmiş. Bu vefatın ardından ise Susan ve Patrick beraber olmaya başlamış. Uzun lafın kısası, Patrick ve Susan'ın, Eric, Sarah, Nancy ve Sophia adında 4 çocuğu dünyaya gelmiş. Patrick'e gelince ensest Almanya'da yasadışı olduğu için tutuklanmış ve hapse gönderilmiş. Susan ise Patrick'e aşık olduğunu söylemiş ve tutuklandıktan sonra yasanın değişeceğini umduğunu belirtmiş. Çocuklar ise bazı sağlık problemleriyle mücadele ediyorlarmış. Birinin epilepsisi ve öğrenme güçlüğü varmış. Diğerinin de öğrenme güçlüğü varmış. Bir diğerinin bebekliğinde kalp kusuru nedeniyle kalp nakli yapılmış. Hala ailesiyle yaşayan ve sağlıklı olan tek çocuk ise Sophia. Diğerlerinin hepsi bakım merkezlerinde yaşıyorlar.

Gördüğünüz gibi bu soy içi çiftleşme nesiller boyu devam ederse, birçok hastalığa yol açabilir. Peki bunun neden olduğunu bilmek istiyor musunuz? Gelin bu sorunun yanıtı için bilime kulak verelim. Her bir insan anne-babasının ürünüdür ve her genin iki kopyasına sahiptir. Bir kopya babadan bir kopyada anneden gelir. Peki ama ya genin bir kopyası hayatlıysa? Bu genellikle önemli değildir. Çünkü diğer ebeveynden gelen gende bu düzelecektir. Ama her iki kopya da hatalıysa işte o zaman Otozomal Resesif Hastalıklar gün yüzüne çıkar. Bu çok nadir görülür çünkü ebeveynlerin aynı hatalı geni taşıması olası değildir. Ayrıca bu her zaman çocuğun hastalıkla doğacağı anlamına da gelmez. Bu sadece bir şans olduğu anlamına gelir. Bu nedenle, soy içinde doğmuş bazı kardeşler çok hasta ve genç yaşta hayatlarını kaybederken diğerleri tamamen sağlıklıdır. Bu konuyla ilgili açıklama yapan bir doktor ise akraba olmayan çiftlerin aynı hatalı genleri taşımasının pek olası olmadığını açıklamış. Yani Otozomal Resesif Hastalıklar tamamen akrabalıkla ilgili bir durum.
Kısaca tavsiyemiz, Adem ve Havva'nın hikayesini tekrarlamaya çalışmayın. Kör, sağır ve dilsiz çocuklarınız olabilir.


Bir önceki yazımız olan Cristiano Ronaldo'nun Georgina Rodríguez'i Ağlattığı Gün başlıklı makalemizde futbol karşılaşması, futbol yıldızı ve ronaldo hakkında bilgiler verilmektedir.



Hangi emoji bu yazıya uygun?

Komik Komik
0
Komik
Korkutucu Korkutucu
0
Korkutucu
Şaşırtıcı Şaşırtıcı
0
Şaşırtıcı
Harika Harika
0
Harika
Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Trend Trend
0
Trend

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.