Gizemli 20’ler: Her 100 Yılda Bir Salgın Oluyor! Tesadüf mü Yoksa Bilerek Yapılan Bir Şey mi?


Gezegenimizde yalnız yaşamıyoruz. Bizimle birlikte dünyada hayvanlar, bitkiler, mikroskobik ölçekte olan bakteriler, mikroplar ve virüsler de yaşıyor. Bu mikroskobik canlıların arasında  bize faydalı olanlar da bulunuyor ancak sonumuzu getirebilecek olanlar da. Çoğu zamanda bağışıklık sistemimiz ve günümüz tıbbının imkanları bizi korumaya yeterli olsa da bu mikro organizmalar bizden çok daha uzun süredir dünyada yaşıyor ve dayanıklı olup soylarını devam ettirmek konusunda bizden daha kararlı ve istikrarlılar. Mikro organizmaların en tehlikelileri ise virüsler. Virüsler geçmişten günümüze insanlığı salgınlarla tehdit ediyor. Örneğin; virüslerin neden olduğu çiçek, veba, kızamık, İspanyol gribi salgın hastalıklar, insanoğlunun doğa karşısındaki çaresizliğini defalarca ispat etmiş. Biz ise bugünkü yazımızda belli periyotlarla insanlığı çaresiz bırakan salgınlardan bahsedeceğiz.

Yazımızın ana sorusu; salgın hastalıkların 100 yıllık periyotlarla başlaması tesadüf mü? 1720; Büyük Veba salgını, 1820; Kolera salgını, 1920; İspanyol gribi ve 2020 covid-19. Gizemli 20'ler bir tesadüf mü yoksa dünyanın düzeni mi? Bu sorunun yanıtını videomuzun sonunda sizden vermenizi istiyoruz.
Ama gelin önce kararınızı etkileyecek insanlık tarihini şekillendiren en tehlikeli salgın hastalıklara yakından bakalım.
Salgın hastalıklar milattan sonra 165-180 yılları arasında Antoninus (Galen) salgınıyla başlamış. Daha sonra 541 yılında Jüstinyen vebası, 1346 - 1353 yılları arasında meydana gelen Kara Veba ile devam etmiş. 15. yüzyıla geldiğimizde ise suçiçeği salgını başgöstermiş. 16. Yüzyılda Cocoliztli salgınları özellikle Meksika bölgesinde ciddi sonuçlar doğurmuş. Ancak insanlık olarak en büyük darbeyi kolera salgınından yaşamışız. 1820 yılında ortaya çıkan kolera salgını tam 100 yıl sürmüş ve milyonlarca insan hayatını kaybetmiş. 1855 - 1859 yılları arasında ise Çin'de başlayan 3. veba salgını insanlığı kırıp geçmiş. Tifüs salgını ise 1914-1918 yılları arasında Birinci Dünya savaşının beraberinde getirdiği bir olguymuş. Avrupa ve Asya'da 25 milyon kişi hastalanmış ve özellikle Sovyetler Birliği ülkelerinde 3 milyona yakın insan hayatını kaybetmiş.
1918 yılına gelindiğinde ise ortaya yeni ve oldukça tehlikeli bir virüs çıkmış. Birinci Dünya Savaşı'nı takip eden yıllarda 500 milyon insana bulaşan H1N1 influenza virüsü neden olduğu yüksek ateş ile dünya genelinde 50 ila 100 milyon arasında sağlıklı insanın hayatını kaybetmesine neden olmuş. Bu sayı birinci ve ikinci dünya savaşlarında hayatını kaybeden insan sayısının toplamından kat kat daha fazla. Bu virüsü diğerlerinden ayıran şey saldırdığı bünyenin bağışıklık sistemi ne kadar güçlüyse ateşin de o kadar yüksek meydana gelmesiymiş. İspanyol Gribi tarihteki en büyük felaketlerden biri olarak kayıtlara geçmiş. Aslında günümüzde İspanyol gribinde yaşananlara benzer şeyler yaşıyoruz. Bu yüzden İspanyol gribinden, covid-19 için alınabilecek birçok ders var. İspanyol Gribi pandemisi deneyimi, tıptaki ilerlemeler ve gelişen küresel işbirliği gibi farklılıklara rağmen, 100 yıl sonra bile koronavirüs salgınıyla mücadele açısından çok değerli dersler barındırıyor. Covid-19 salgınında olduğu gibi İspanyol Gribi pandemisinde de aşının ve bilinen bir tedavinin olmadığı ortamda salgını durdurmanın anahtarı önleyici tedbirlerin sıkı bir şekilde uygulanmasındaymış. Sağlık eğitimi, izolasyon, hijyen, vakaların izlenmesi gibi stratejilerin grip türlerinin yayılmasını engelleme konusundaki etkileri hep bu dersler arasında. İspanyol gribinin dalgalar halinde iki yıl devam edebilmesi ise bu önlemlerin zamanından önce gevşetilmesinin ağır maliyetini gösteriyor. Yani kısaca İspanyol gribi önümüzde önemli bir rehber ve bu rehbere göre hereket etmek geleceğimizi etkileyebilir.

Gelin salgın hastalıklardan bahsetmeye devam edelim. Sırada 1957 yılında ortaya çıkan Asya Gribi Salgını var. Bu salgın hastalık 4 milyona yakın insanın canına mal olmuş. Aynı yıl bulunan bir aşı ile salgının önüne geçilmiş ve bir yıl içerisinde 40 milyon kişi aşılanmış. Asya Gribi kitlesel aşılanmanın önemini ve etkisini gösteren en önemli örneklerden biri haline gelmiş.
Bahsedeceğimiz son salgın hastalık ise HIV yani AIDS virüsü. 20. yüzyılın ortalarında maymunlardan insana geçtiği anlaşılan HIV virüsünün saptanabilen ilk örneği 1959'da Kongo'da görülmüş. Ne var ki teşhisi ve adı ancak 1980'lerde konulmuş. Son 30 yılda 36 milyon insanın hayatına mal olan virüsü kesin tedavi edebilecek bir çözüm hala bulunmuyor. Sadece önlem almak ve hastalığa yakalandıktan sonra ömür boyu ilaç tedavisi kullanmak gerekiyor.
Son 17 yıl içinde ise yeni ortaya çıkan ya da tekrar eden bazı salgın hastalıkların kronolojik sıralaması şöyle;
Sars – 2003
Influenza A H1N5 (kuş gribi) - 2007
Influenza A H1N1 (domuz gribi) - 2009
MERS - 2012
Influenza A H7N9 – 2013
Ebola – 2014
Zika - 2015
Ebola - 2017
Ayrıca üç büyük veba salgını arasında ortalama 200 sene varken günümüz salgın hastalıklarının ortaya çıkış süreleri arasındaki zaman farkı üç yıla kadar düşmüş durumda. Bu da akıllara salgın hastalıklar üzerinde bir insan etkisi var mı sorusunu getiriyor.

Aslında birçok insan salgın hastalıkların geçmişteki gibi doğal olarak ortaya çıktığını düşünmüyor. Aksine salgın hastalıklar ya laboratuvar ortamında ya da insani koşulların altında bir yaşayışın sonucu olarak ortaya çıkıyor. Üstelik sadece geçmişte olduğundan daha hızlı yayılmıyor; hızla değişime uğruyor ve bir salgın hastalık kontrol altına alınamadan bir sonraki ortaya çıkıveriyor.
COVID-19 salgını başladığından beri ise kuşkusuz en çok dillendirilen konuların başında virüsün insan eliyle ve laboratuvar ortamında üretilip üretilmediği geliyor. Medyadan siyasete hatta bilim dünyasına kadar pek çok spekülatif görüş ortaya atıldı. Peki bunların ne kadarı gerçeği yansıtıyor?
En son Dünya Sağlık Örgütü virüsün insan yapımı olmadığını açıklasa da bu söylentilerin önünü kesmeye yetmemiş. Konuyla alakalı hala cevap bulmamış sorular var. Bunların başında şüphesiz virüslerin labaratuvarda üretilip üretilemeyeceği ve üretiliyorsa ne amaçla üretildiği sorusu var. Komplo teorilerinin temelini oluşturan iddiaların odağında yeni tip koronavirüsün bu şekilde laboratuvarda üretildiği var. Bu teoriyi savunanların bir kısmı Çin'in virüsü bilerek dünyaya yaydığını öne sürerken bir kısmı da virüsün kazayla sızmış olabileceğini iddia ediyor. Bu görüş siyasetçiler tarafından da dile getirildi. Özellikle Amerika Birleşik Devleti Başkanı Donald Trump bunu net bir şekilde açıkladı.

Ancak yayımlanan birçok bilimsel makale virüsün insan yapımı olmadığına işaret ediyor. Genetik bilimciler de virüsün genetik dizilimine bakıldığında Sars-Cov-2'nin labarotuvarda üretilmiş olabileceği fikrine karşı çıkıyorlar. Bunu ise Sars-Cov-2'nin önceki koronavirüslere çok benzemesiyle açıklıyorlar. Mesela bir önceki Sars'a çok benziyor. Ayrıca hayvanlarda bulunan Sars-cov-2'ye de oldukça benziyor. Bu ise bize doğal bir evrim süreci sonucunda oluşmuş, insana geçmiş ve hala üzerinde başka mutasyonlar biriktiren bir genetik dizin olduğunu anlatıyor. Yani tüm bunlara baktığımızda insan eliyle oraya konulmuş hiçbir şey olmadığını net bir şekilde söyleyebiliriz.
Benzer iddialar ocak ayından beri ortaya atılıyor. Bunların bir kısmı Çin'in biyolojik silah üreten gizli askeri labarotuvarı olduğuna referans veren komplo teorileri. En son Nobel ödüllü biyolog profesör Luc Montagnier, Covid 19 hastalığına neden olan Sars-Cov-2 virüsünde AIDS'e yol açan virüsten parçalar olduğunu iddia etmiş. Virüsün bu nedenle ancak laboratuvarda üretilmiş olabileceğini öne sürmüş. Peki bu doğru olabilir mi?
Montagnier'in açıklamalarına çok sayıda bilim insanı karşı çıkıyor. Karşı çıkanların arasında Paris'teki Pastör Enstitüsü'nde araştırmacı virolog Etienne Simon-Loriere de bulunuyor. Simon-Loirriere 'Bu anlamsız. Söz konusu parçalar, aynı ailede bulunan diğer virüslerde de var, doğadaki diğer koronavirüs türlerinde de var.' ifadelerini kullanıyor.
Dünyayı etkisi altına alan salgına neden olan virüsün insan yapımı olduğuna dair spekülasyonlar kısa sürede dinecek gibi görünmüyor. Ama bilim insanları bu konuda bilimin sözünü dinlemek yönünde bizleri uyarıyor. Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Özellikle son yıllarda sıkça karşılaştığımız salgın hastalıklar laboratuvarda insanlar tarafından üretilmiş olabilir mi? Ayrıca her yüzyılda bir karşılaştığımız büyük salgın hastalıklar bir tesadüf olabilir mi? Cevaplarınızı ve görüşlerinizi yorumlar kısmından bize yazmayı unutmayın.




Hangi emoji bu yazıya uygun?

Komik Komik
0
Komik
Korkutucu Korkutucu
2
Korkutucu
Şaşırtıcı Şaşırtıcı
0
Şaşırtıcı
Harika Harika
0
Harika
Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Trend Trend
0
Trend

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds