Hayvanların Acımasız Savaş Kuralları


Yaklaşık iki yüz bin yıl önce, belki de insanlık tarihindeki ilk savaş başladı. HomoSapiens, Neandertallerle toprak ve kaynaklar için savaştı ve bu savaş Neandertallerin kademeli olarak yok edilmesine yol açtı. Ancak hayvanlar, biz insanlar elimize sopa almadan çok önce birbirleriyle savaşmaya başlamışlardı bile. Ve inanın, savaşları her zaman acımasızdı. Gelin bu acımasız savaşın kurallarına yakından bakalım.

Karıncalar insanlara çok benziyor. Bu konuda Derek Bickerton, Adem'in Dili isimli kitabında bir karınca kolonisi ile bir insan şehrinin çok da farklı olmadığını söylüyor ve çok haklı. Karıncalar ve insanlar arasındaki en büyük fark bilinç. İnsanların bireysel bilinci varken, karıncalarda tek bir karınca neredeyse bilinçsizken, ancak bir grup karınca bir araya geldiğinde bilinçli davranıyorlar. Her bir karıncayı, insan vücudunun sinir hücrelerine benzetebiliriz. Bu yüzden, karınca kolonilerine süperorganizma denir. Karıncaların en az insan kadar girift bir yaşam kurabilmelerinin sırrı bu kovan bilincindedir.

Öncelikle karınca kolonileri asker karıncalar tarafından savunuluyor. Asker karıncalar daha iri, büyük kafalı ve büyük çeneli olup yuvanın ve karınca topluluğunun güvenliğini sağlıyorlar. Savaş durumunda asker karıncalarının yetersiz kaldığı zamanlarda bazı türlerin işçi karıncalarının patlayıp etrafa toksik maddeler saçarak intihar saldırısında bulunduğu da tespit edilmiştir. Buna videomuzun ilerleyen kısımlarında tekrardan değineceğiz. Ama şimdi karınca kalesi ve örümceklerden bahsedelim.

Bu gördüğünüz karınca kalesi. Yapraklardan oluşan karınca kalesine girmek oldukça zor. Ancak bunu başarabilen bir tür var. O da örümcek. Zıplayan örümcekler görünümlerinin verdiği avantajı kullanarak karınca sürüleri arasına karışıyor ve düşmanı bu şekilde kandırıyor. Ancak bu yöntem, genelde karıncaları yemek için değil, onlardan korunmaya yarıyor. Bu konuda yapılan araştırmalar birçok örümceğin karıncalardan korktuğunu, 'sahte karıncaların' ise daha korkutucu bir düşman olarak belirdiğini ortaya çıkarmış. Dahası, bir örümcek bir karıncayı ısırsa bile, genelde tadını beğenmediği için tükürüyor ve karınca yine hayatta kalıyor.

Peki karınca kolonisi tehlikedeyse neler oluyor? Karınca kolonisi tehlikedeyse feromon salgılıyor. Saldırıya uğramış bir karınca, daha uzaklardan fark edilebilen, kendisine diğer karıncaları çekecek ve onları bir saldırı çılgınlığının içine sokacak bir çeşit alarm feromonu salgılar. Hatta bazı karınca türlerinin düşman karınca türlerinin kafasını karıştırmak ve onları kendi aralarında savaştırmak için feromonları taklit bile edebildikleri bilinmektedir.

Karıncaların, saldırı ve savunmalarında kullandıkları en önemli iki madde ise zehir keselerinde üretilen zehir ve formik asittir. Karınca kolonisi kendilerinden kat ve kat daha büyük bir karıncayı zehri kullanarak etkisiz hale getirebilir. Öncelikle her bir karınca diğer büyük karıncanın bacaklarına sarılıp ısırıyor ve zehri enjekte ediyor. Sonrası ise malum, karınca hayatını kaybediyor. Fakat tam bu noktada bir problem ortaya çıkıyor. Bazı türlerde, zehir keseleri, çok gelişmiştir ve burada sakladıkları zehri, zor durumlarda, salgı bezlerini parçalayarak; düşmana püskürtürler. Bu bir intihar saldırısıdır ve sonucunda karınca hayatını kaybeder, ancak kolonilerini koruma uğruna, kendilerini feda ederler. Bu karıncalar ise biraz önce bahsettiğimiz işçi karıncalardır.


Karıncaların hepsi zehir iğnesine sahip değildir. Birçok cinste kısmen, ya da tamamen körelmiştir. Formik asit, sadece zehir iğnesi olmayanlarda üretilir. Bunlar düşmanlarını çeneleriyle ısırarak, sabitleştirir ve zehirlerini, yaraya doğru püskürtürler. Karınca asidinin, böceklerin sinir sisteminde ve derisinde tahrip edici etkisi olduğu gözlenmiştir. Zehir iğnesi taşıyanlar, formik asit salgılamaz. Bunun yerine, kendilerine özgü koku veren, ağır organik bileşikler salgılarlar.

Daha ilginci, bazı karınca türleri göçebedir. Kendi kolonileri yoktur, diğer karınca kolonilerine baskın vererek yaşamlarını devam ettirirler. Bu karıncalar kesinlikle Orta Asya Türkleri'ne benziyor. Öyle değil mi?  
Karıncalar genellikle göç ederken tehditle karşılaşma, aşılması gereken güçlü bir engelin varlığı, bazen de ulaşılması zor yiyecek kaynaklarına ulaşmaya çalışırken süper organizma davranışını gösterirler. Karıncalarda süper organizma davranışı karıncaların birbirlerini çok sıkı kavrayarak adeta tek bir organizma gibi hareket etmelerine verilen isimdir. Bu davranış kraliçeyi, larvaları ve yumurtaları merkezinde tutan etten bir küre, suda yüzebilen bir sal yapımı, ulaşılması gereken yere yapılan bir köprü yapımı gibi süreçleri içerir. Tüm bu yapılar oluşturulurken sadece ama sadece karıncalar kullanılır. Başka dal, taş gibi materyaller dahi kullanılmaz. Bu göç esnasında ise karşılarına çıkan her şeye saldırır. Bu ister bir yılan olsun isterse de bir akrep olsun. Zehirlerini enjekte ederek hedefteki en devasa en güçlü veya en tehlikeli düşmanı bile etkisiz hale getirirler.

Gelin şimdi de başka bir savaş alanına gidelim. Bundan yaklaşık 50 yıl önce şempanzeler arasında oldukça kanlı geçen bir savaş yaşandı. Eğer şempanzelerin sadece meyveyle beslenen masum hayvanlar olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü onlar gerçek birer yamyamlar. Gombe Şempanze Savaşı adındaki savaş Tanzanya'daki Gombe Ulusal Parkı'nda iki şempanze topluluğu arasında yaşanan, 1974'ten 1978'e kadar süren şiddetli çatışmalar serisidir. İki grup aslında ilk zamanlarda Kasakela topluluğu altında birleşik bir şekilde yaşıyormuş. Fakat topluluk Kahama şempanzeleri ve Kasakela şempanzeleri olarak ikiye ayrılmış ve aralarında 4 yıl sürecek bir savaş çıkmış.


İlk kan, Kasakela şempanzeleri tarafından akıtılmış. Ayrılıkçılar yani Kahama şempanzelerinden Godi'yi pusuya düşürüp hayatına son vermişler ve daha sonra savaş alanında oturup Godi'yi yemişler. Bu çok vahşi, öyle değil mi? Ama onlara neden yamyam dediğimizi de açıklıyor. Zaman içinde savaşta Kahama Şempanzelerinden 10 üye hayatını kaybederken, Kasakela şempanzelerinden sadece 1 kişi hayatını kaybetmiş ve Kasakela daha sonra Kahama'nın eski topraklarını ele geçirmeyi başarmış. Tıpkı insanlar gibi öyle değil mi? Biz insanlar da geçmişte savaşarak aynı şempanzeler gibi toprakları ele geçirmiştik.


Ancak bu bölgesel kazanımlar kalıcı olmamış. Kahama'nın yok edilmesiyle, Kasakela'ların bölgesi artık doğrudan Kalande adı verilen başka bir şempanze topluluğunun toprakları ile komşu olmuş. Kalande'nin üstün gücü ve sayısı ile beraber sınırlarında yaşanan birkaç şiddetli çatışmanın ardından korkan Kasakela, yeni bölgelerinin çoğundan hızla vazgeçmiş. Dahası, Kasakela topluluğu kuzeye geri döndüğünde, kendi topluluklarından sayıca üstün olan Mitumba toplayıcıları tarafından taciz edilmiş. Sonunda çatışmalar sona ermiş ve her şeyin normal düzeni sağlanmış.

Yazımızın sonuna geldik. Bugünlük bizden bu kadar. Peki siz videomuzda bahsettiklerimiz hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce insanlar ile hayvanlar arasında savaş kuralları konusunda benzerlikler var mı? Varsa yorumlar kısmından bize yazmayı unutmayın.

Bir önceki yazımız olan 'Kedi' Hastanın Yanına Gitmek İstedi ... Daha Sonra Onun Hikayesi Tüm Dünyaya Yayıldı ... başlıklı makalemizde gerçek olay, kedi hastanesi ve story hakkında bilgiler verilmektedir.



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds