Titanik’ten Kurtulmuş İnsanlar Titanik’in Bir Buzdağına Çarparak Batmadığını Kanıtlıyorlar.


Hepimiz kitaplardan ve filmlerden Titanik’in bir buzdağı yüzünden battığını biliyoruz. Ancak son dönemde ortaya atılan iddialar gerçeğin hiç de öyle olmadığı yönünde. Özellikle Titanik gemisinden kurtulan bazı yolcular, bize öğretilenin tam aksinde açıklamalarda bulunuyorlar. Bugünkü yazımızda ise Titanik’in buzdağı ile hiçbir alakası olmadığını iddia eden yolculardan bir tanesinin hikayesinden bahsedeceğiz. İşte yıllardır bildiğimiz gerçeği yalanlayan bu hikaye..

Titanik'in aslında bir buzdağına çarparak batmadığını iddia eden kişi Ermeni gazeteci Vahginak Bryurat. 25 yaşındayken, Ermeni gazeteci 1912 yılında dünyanın en meşhur gemisi Titanik ile yaptığı yolculuğu günlüğünde yazmaya karar vermiş. Takvimler 1912 yılını gösterdiğinde Vaghinak ünlü bir yazar olan babası ile birlikte kitaplar yazmış ve daha sonra bu kitapları Amerika'ya götürmeye karar vermiş. Fakat ilk etapta sağlık sorunları nedeniyle Vahginak Amerika'ya yapacağı yolculuk için gerekli olan izin alamamış. Ancak daha sonra Amerika'ya yapacağı yolculuk için gerekli belgeler çıkmış. Vahginak da bu uzun yolcuk için önceİstanbuldan, Frannsa'nın La Havre şehrine uzanan doğu ekspresi ile yolculuk etmeye başlamış. La Havre şehrinden İngiltere'nin liman kenti olan Southhampton'a ulaşan Vahginak burada Amerika'ya gidecek olan geminin dünyanın konuştuğu Titanik olduğunu öğrenmiş ve heyecanı daha da artmış. 804 numaralı kabine yerleşen yazar kabinde iki İngiliz ve bir de Moren adındaki bir Fransız ile kalıyormuş. Moren ile iyi anlaşan Vahginak, tüm gün arkadaşıyla beraber gemide gezerek zaman geçiriyormuş.

 
 Kimsenin batacağını düşünmediği gemide tarihler 14 nisanı gösterdiğinde ise gece beklenmedik bir olay yaşanmış. Geceyarısından hemen sonra yaşanan patlama gemideki herkesi aniden uykusundan uyandırmış. Ayrıca gemideki tüm ışıklar da sönmüş. Yaşanan patlamadan elbette Moren ve Vaghinak da etkilenmiş. Öye ki ikisi de patlamanın şiddeti ile yataklarından düşmüş ve başlarından yaralanmışlar. Ne yaşandığından habersiz bir şekilde dışarı çıkan Vaghinak yanına pasarportunu ve tüm parası olan 54 doları da alarak geminin güvertesine ulaşmış.
Güverteye varana kadar herkesin panikle etrafta dolaştığına şahit olan Ermeni gazeteci karşısına çıkan ilk görevliye neler olduğunu sormuş. Ancak net bir cevap alamamış. Birkaç dakika sonra ise gerçek kendini göstermiş. Kimsenin batmaz dediği gemi bilinmeyen bir nedenden dolayı batıyormuş. Gemiden kurtulmak için plan yapmaya başlayan iki yakın arkadaş Moren ve Vahginak ilk önce filikalara binmeyi düşünmüşler. Fakat Titanik'in batacağına ihtimal verilmediği için gemide çok az sayıda filika varmış ve az sayıda filikalara da zaten sadece kadınlar ve çocuklar alınıyormuş.

Geriye hayatta kalmaları için sadece iki seçenek kalmış. Ya gemide kalıp batmayı beklemek ya da gemiden atlayarak kendilerini kurtarmaya çalışmak. İkinci seçeneğin mantıklı olduğunu düşünen bu iki arkadaş yanlarına can yeleklerini de alarak denize atlamışlar. Fakat atladıktan sonra geminin batışı ile çıkan dev dalgalar iki arkadaşı birbirlerinden ayırmış. Eksi iki derece sıcaklıkta suyun içinde tek başına kalan Vaghinak, kısa süre içinde dondurucu soğuk yüzünden ellerini ve ayaklarını hissetmemeye başlamış. Can yeleğini de atlayış sırasında kaybeden adam tam umudunu kaybettiği sırada bir filikaya rastlamış. Kurtulduğunu düşünse de filika tamamen dolu ve batma riski olduğu için kimse onu kabul etmemiş.


 Sonrasında yaşananlar ise kelimenin tam anlamıyla bir mucizeymiş. Gözlerini başka bir gemide açan Vaghinak, kendisini New York'a giden bir geminin içerisinde bulmuş. Dondurucu suların içinden nasıl kurtulduğunu hatırlamayan adam ayrıca önceki gece ile ilgili de hiçbir şeyi hatırlamıyormuş. Ertesi gün geminin New York'a varmasının ardından parasını ve pasaportunu kaybeden Vaghinak hızlı bir şekilde hastaneye kaldırılmış. 12 gün sonra gemiden kurtulan ve aynı hastaneye giden başka bir kadın Vaghinak'ı görmüş ve onun pasaportunu bulduğunu söylemiş. Hastanede geçen günlerinin ardından tekrar ailesi ile buluşan Vaghinak, tekrar kitaplarını satmanın hayallerini kurmaya başlamış.

 Buraya kadar her şey alışık olduğumuz bize anlatılan gibi. Asıl dikkat çeken şey Vaghinak'ın daha sonra Titanik hakkında yazdığı yazıların hiçbirinde buzdağından bahsetmemiş olması. Vaghinak, yazılarının hepsinde Titanik'in büyük bir patlama sonrasında battığından bahsetmiş. Bu da akıllara Titanik'in batmasıyla iligli ortaya atılan teorilerden birini getirmiş. Ya Titanik buzdağı çarparak değilde bir yangın nedeni ile battıysa?  

Öncelikle bu teorinin en büyük delillerinden biri Titanik'in yola çıkmadan önce çekilen bir fotoğrafı. İskeleden ayrılmadan hemen önce çekilen fotoğrafta Titanik'in gövdesinde gözle görülür bir şekilde yanma izi görülüyor. Fotoğrafı inceleyen araştırmacılar, geminin motorlarının kömür depolama bölümünde çıkan dev yangın nedeniyle durmuş olabileceğini öne sürmüşler.
Bu iddiaya benzer bir açıklama yapan diğer isim ise  30 yıldır Titanik'i inceleyen gazeteci Senan Molony'dir. Geminin kömür depolama bölümünde daha gemi karadan ayrılmadan çıkan yangının, geminin gövdesini eritip inceltmiş olabilceğini belirten gazeteci, bu yüzden geminin dümeninin kilitlenmiş olabileceğini de sözlerine eklemiş. Bazı iddialara göre ise gemi buzdağına çarpmış olabilir ancak çarpmanın nedeni gemide çıkan yangındır. Eğer gemide yangın çıkmasaydı gemi kolayca buzdağının etrafından dolaşabilirdi.


 Titanikle ilgili diğer bir komplo teorisi ise 1898 yılında basılan 'Titan Kazası / Nafile' adındaki kitapta bahsediliyor. Morgan Robertson tarafından yazılan ve Titanik'in yola çıktığı 1912 yılından tam 14 sene önce piyasaya çıkan kitapta tıpkı Titanik gemisine benzeyen Titan gemisi Southampton limanından Amerika'ya gitmek için kalkıyor ve sonunda buzdağına çarparak batıyor. Bu hikayeyi daha ilginç hale getiren şey ise kitaptaki gemi ile gerçek geminin birbirine çok benzemesi. Her iki gemide yola çıkmadan önce 'batmaz gemi' olarak adlandırılıyor. Her iki gemide de 3 pervane ve 3000 yolcu bulnuyor. En ilginci ise her iki gemi de çok yakın koordinatlarda batıyor ve ikisinde de toplam 1500'e yakın yolcu hayatını kaybediyor.

 Bu da Titanik'in batacağı önceden biliniyor muydu sorularını akıllara getiriyor. Aynı olaydan yola çıkan bazı teorisyenler Titanik'in Amerikalılar tarafından batırıldığını iddia ediyorlar. Hatta Titanik'in Kuzey Atlantik Okyanusunda bulunan bir deniz altı tarafından batırıldığı öne sürülmül ancak bu iddia birçok kez yalanlanmış. Aslında bu iddia hiç de akla uygun değil. Çünkü o dönemde dünya üzerinde hiçbir yerde savaş yokmuş ve ayrıca o yıllarda denizaltıların menzilleri Amerika'dan İngiltere'ye gidecek kadar uzun değilmiş.

Titanik'in batmasıyla ilgili bir diğer teori ise içerisinde tiyatro salonlarından evcil hayvan bakım merkezlerine kadar her şeyin bulunduğu bu ultra lüks gemide dürbünün olmamasıdır. Aslında tabii ki de Titanik'te dürbün varmış ancak dürbün kilitli bir kamaranın içindeymiş. Kamaranın anahtarı ise geminin ikinci kaptanı David Blair'deymiş. David Blair ise Titanik denize açılmadan önce anahtarı almayı unutmuş. Peki sizce buzdağının önceden fark edilmemesinin sebebi dürbünün olmaması olabilir mi?


 Titanik'te bu kadar fazla kişinin hayatını kaybetmesiyle ile ilgili ortaya atılan diğer bir teori ise gemide 64 tane cankurtaran botu yerine sadece 20 filikanın bulunmasıymış. Geminin batmayacak bir gemi olduğu düşünüldüğü için gemi tasarımcısı Titanik'te sadece 20 filikalık yer ayırmış. Ayrıca her bir filika 50-60 kişi kapasitesindeyken geminin boşaltılması sırasında her filikaya 20 kişi yerleştirilmiş ve bu nedenle tıpkı Moren ve Vaghinak  gibi bir çok insan filikalara binememiş.
 

Titanik'le ilgili ortaya atılan teorilerin ardı arkası getirmiyor. Titanik'in denizle buluştuğu günlerden kalma bir mektubun açık arttırmada satılması ile Titanik ile ilgili yeni detaylara ulaşılmış. Bu mektuba göre Southampton limanından yola çıkan gemi, daha limandan çıkarken başka bir gemi ile az kalsın çarpışıyormuş. Richard Gedde'nin eşine yazdığı aşk mektubunda, gemi limandan çıktıktan bir gün sonra ufak çaplı kaza atlatmış. Mektupta anlatılana göre SS City of New York adındaki gemi ile Titanik birbirlerinin yanından yaklaşık 40 cm mesafeden geçmişler ve neredeyse birbirlerine çarpıyorlarmış. İki gemi arasındaki vakum etkisi nedeniyle SS City of New York'un limana bağlandığı halatlar kopmuş.


 Sorunun yaşandığı ana binlerce kişinin tanık olduğu söyleniyor. Bazı kişiler ise bu olayı kötü şansın bir işareti olarak görmüş. Eğer o gün orada iki gemi çarpışsaymış Titanik bu sefer orada  1500 kişiyle birlikte sulara gömülmeyecekmiş.

 Peki sizce gelmiş geçmiş en sağlam gemi olarak bilinen ve batmasına ihtimal verilmeyen Titanik nasıl batmış olabilir? Titanik filminde gördüğümüz gibi buzdağına çarparak mı? Yoksa teorilerde anlatıldığı gibi bir yangın yüzünden mi? Cevaplarınızı ve görüşlerinizi bizimle yorumlar kısmından paylaşabilirsiniz.


Bir önceki yazımız olan Hayatında İlk Kez Göreceğin En Nadir At Cinsleri - Nadir Atlar başlıklı makalemizde at ırkları, farklı at ırkları ve ilgi çekici at hakkında bilgiler verilmektedir.



Hangi emoji bu yazıya uygun?

Komik Komik
0
Komik
Korkutucu Korkutucu
0
Korkutucu
Şaşırtıcı Şaşırtıcı
1
Şaşırtıcı
Harika Harika
0
Harika
Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Trend Trend
0
Trend

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.