Titanoboa, Dünyayı Dehşete Düşüren Dev Yılan…


Dünyayı dehşete düşüren dev yılan Titanoboa’dan bahsedeceğiz bugün. Dünya üzerinde kendisine yer bulmuş en büyük yılan türü olan Titanoboa hakkında ne biliyorsunuz? Bu tarih öncesi yılanla ilgili çok fazla bilgiye sahip değilseniz, doğru yerdesiniz. Çünkü bugün Titanaboa’nın nasıl bir canlı olduğunuzdan bahsedeceğiz. Gelin vakit kaybetmeden yazımıza geçelim.

Dünya üzerinde en yaygın korkulardan biri yılanlardır. Zehirli olsun ya da olmasın yılanlar birçok insanda her zaman acı ve dehşet hissi uyandırırlar. Dünya çapında yaklaşık 2390 yılan türü bulunmakta. Brezilya ise bu türlerin 321'ini barındırıyor yani yaklaşık %10'u burada yaşıyor. Eğer yılan korkunuz varsa her adım başı bir yılanla karşılaşacağınız Amazon ormanlarına gitmemenizi tavsiye ediyoruz. Peki gelelim asıl konumuz olan Titanoboa'lara.

Öncelikle günümüzde hiçbir yılan türü bu yılanla boy ölçüşemez. Günümüzden 60 ile 58 milyon yıl önce evrimleşen titanoboaların o dönemde ağırlıkları 1135 kg'ı bulurken, boyları ise 14.6 metreye kadar uzuyormuş. Ayrıca bu dev yılanların vücudunun en geniş bölgesi 1 metrelik çapa sahipmiş. Bu yılan tüm bir timsahı yutabildiği gibi, vücudunun çapı nedeniyle yuttuğu timsah dışarıdan fark bile edilemezmiş. Günümüzde ise en büyük yılan 8.7 metrelik boyuyla 'Python reticulatus' olarak bilinen bir pitondur. Guinness Rekorlar Kitabı’na göre ise şimdiye kadar ölçülen en uzun yılanın uzunluğu 10 metredir. En ağır yılan ise 183 kilogram ağırlığındaki bir piton.Titanoboa yılanının büyüklüğü bunlarla kıyaslandığında önemi ve cüssesi bir kez daha ortaya çıkıyor.

Yaklaşık 58 milyon yıl önce Güney Amerika'nın balta girmemiş ormanlarında yaşayan dev yılanının gücünü hayal etmek ise oldukça zor. Her ne kadar zehirsiz bir yılan olsa da Titanaboa sadece ağzını kullanarak 281 kglık çene basıncı uygulayabilmektedir. Bunu anlatmanın en kolay yolu ise şudur : Eğer bu yılan tarafından ısırılacak olursanız, Boğaz Köprüsü'nün 4'te 1'inin üzerinize dik olarak yıkılmasıyla aynı şiddette basınca maruz kalırsınız. Bu basınç ayrıca 22 bin tonluk bir ağırlığın örneğin New York'daki çelik Brooklyn Köprüsü'nün altında ezilmeye eş değer. İnanılmaz bir güç öyle değil mi?



Günümüzde yaşayan anakonda ve boa yılanlarının uzak bir akrabası olduğuna inanılan titanoboaların dinozorların yok oluşundan faydalanan türlerden biri olarak görülmektedir. Dinazorların soyunun tükenmesinin ardından, bu yılan yani titanoboanın en az 10 milyon yıl boyunca yeryüzünün en büyük yırtıcısı olduğu tahmin edilmekte.
Yılanlar genel olarak kendi vücut ısılarını düzenleyemiyor ve hayatta kalmak için kendilerini tamamen içinde yaşadıkları iklime adapte ediyorlar. Titanoboa'nın bu kadar devasa olmasını ise bilim insanları 60 milyon yıl önce dinazorların soyunun tükenmesinin ardından ekvatorda hava sıcaklığının şu ankinden çok daha yüksek olmasına bağlıyorlar.
Sürüngenlerin sıcak iklimlerde devasa boyutlara ulaşabiliyor olmaları küresel ısınmanın canlılar üzerinde yaratacağı olası etkilerin anlaşılması açısından da önemli.
2009 yılında ise bilim insanları Kolombiya'nın kuzeyinde bulunan Cerrejon kömür madeninde yapılan kazılar sırasında yılan fosilleri keşfetmişti. Bu bölge, Titanoboa fosilleri için biçilmiş kaftandır; zira bölgeden, tek bir araştırma dizisi içerisinde 29 farklı bireye ait fosiller çıkarılmıştır. Aynı zamanda bölgede yapılan araştırmalarda devasa sürüngenlerin yaşadığı dönemde fosillerin keşfedildiği Cerrejon kömür madeni çevresinde sıcaklıkların çok yüksek olduğu keşfedilmiş. Ayrıca bölgede atmosferdeki kardondioksit oranı günümüzden %50 daha fazlaymış.
Cerrejon'da bulunan fosillerden öğrenilen en önemli şeylerden biri tropik bitkilerin ve genel olarak bu bölgelerdeki eko-sistemlerin yüksek sıcaklıklar ve yüksek karbondioksit seviyelerine uyum sağlamakta oldukça başarılı oldukları. Bu durumun küresel ısınmanın gelecekte doğurabileceği endişe verici sonuçlardan bir tanesi olarak görülüyor.
Peki bu Titanoboa gibi devasa yılanların geri dönebileceği anlamına mı geliyor?

Uzmanlara göre, sıcaklıklar yükselmeye devam ettikçe dev sürüngenlerin geri dönme olasılığı da artıyor. Ancak bu değişimin kısa zamanda gerçekleşmesinin mümkün olmadığının da altını çiziyorlar. Ayrıca 'Yeni bir türün evrimleşmesi için çok uzun zaman gerekir. Bu bir milyon yıl sürebilir, ancak bir gün belki Titanoboa yeryüzüne dönebilir.' diyerek ekleme yapıyorlar.
Günümüzde ise dünyanın en büyük yılanının gerçekçi bir kopyası Amerika'da Smithsonian Ulusal Doğa Tarihi Müzesinde sergileniyor. Eğer bir gün yolunuz Washington'a düşerse bu muhteşem müzeye gidip Titanoboa'yla tanışmanızı tavsiye ediyoruz.
Tarih öncesinde yaşamış bir diğer nesli tükenen dev hayvan ise hepimizin yakından tanıdığı megalodonlar. Büyük beyaz köpek balığının uzak kuzeni olan megalodon Miyosen ve Pliyosen dönemlerinde yaklaşık olarak 15.9 ile 2.6 milyon yıl önce okyanuslarda yaşamıştır.
40 tona varan ağırlıkları, 15-20 metreyi bulan uzunluklarıyla okyanuslarda yaşamış en büyük etobur canlılardandır. Ayrıca okyanusların en yırtıcı hayvanlarından biri olan megalodonların karnını doyurmak için yemesi gereken günlük et miktarı ortalama 1 tondur. Güçlü bir çeneye sahip olan megalodonlar arabaları ezecek ve aynı anda birden fazla insanı yutabilecek kadar büyük çeneye de sahiptirler.
Oldukça büyük dişlere ve keza aynı şekilde çeneye sahip olan megalodon, avlarını kolaylıkla avlayabilmesini sağlayan çene kasları, 20 tonluk çene basıncına sahiptir. Bu sayede önüne çıkan hemen her balinayı avlayabilir ya da hemen hemen her gemiyi batırabilir. Günümüzde yaşayan hiçbir canlı bu çene basıncına sahip değildir. En güçlü ısırığa sahip tuzlu su timsahlarında bile 3700 kilogram olan çene basıncı bulunmakta iken milyonlarca yıl önce yaşayan T-Rex‘lerde çene basıncı bu megalodonun çene basıncının yaklaşık 1/3’ü kadardır.
Türkçe karşılığı büyük diş olan megalodonlar yaşadıkları dönemlerde okyanusların en dominant avcılarıymış. Megalodonların balinalara genelde orta boylarda burun, büyük bir balina ise kuyruk, küçük bir balina ise gövde kısmından saldırdığı tahmin ediliyor.

Kıkırdak iskelet yapısına sahip olan megalodonların ortalama yaşam süreleri ise 25 yıl ile 40 yıl arasında olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca günümüzde megalodonu avlayabilecek bir okyanus canlısı olduğu düşünülmemektedir. Nitekim yaşayan en büyük ve yırtıcı deniz canlısı Büyük Beyaz Köpekbalığıdır ve onun kütlesi 680 – 1.100 kg arasında değişmektedir. Bununla birlikte dişilerinin boyutları 4,5 – 6,4 metre arasındadır. Megalodon ile yan yana geldiklerinde ise aralarındaki boyut farkı net bir şekilde fark edilmektedir. Ayrıca iri cüsselerine rağmen megalodonların çok iyi yüzücüler oldukları tahmin edilmektedir. Nitekim böyle devasa boyutlara sahip bir canlının yüzgeçlerinde bulunan marifet, hiç de azımsanacak cinsten değildir.
Peki ama bu devasa deniz canlılarının nesli neden tükenmiştir? Megalodonun nesli anormal bir iklim değişikliği ile balinaların ılık iklimlerden soğuk iklimlere göç etmesiyle ve Megalodon türünün bu soğuk iklime elverişli yapısının bulunmamasından ve balinalar göç ettiği için yiyecek bulamamaktan ötürü nesli tükenmiştir.
Peki ama megalondonlar da titanoboalar gibi tekrar geri dönebilirler mi? Veya günümüzde hala yaşıyorlar mı? Bilim dünyası yıllardır bu soruların yanıtını bulmaya çalışıyor. Fakat megalodonlarla ilgili süregelen tartışmalar henüz bir sonuca bağlanabilmiş değil.  
Ama bilinen tek şey megalodon köpekbalıklarının bu zamana kadar bizden saklanamayacakları gerçeği. Böyle düşünmemizin nedeni bu kadar devasa deniz canlılarının çok derin sularda yaşamaları. Bu derinliğe sahip tek yer ise dünyanın en derin noktası olan Mariana çukuru. Fakat eğer yaşıyor olsalardı da gidecekleri en son yer Mariana çukuru olurdu. Çünkü megalodonlar sıcak su memelileridir. Bu yüzden Mariana Çukurunun soğuk suları onların hayatta kalmalarını imkansız kılacaktır. Ayrıca eğer bu büyük köpekbalıkları hala yaşıyor olsalardı, diğer büyük deniz canlılarının üzerinde imzaları yani dev ısırık izlerine rastlamış olmamız gerekirdi. Dahası şu ana kadar megalodonlara ait bir iskelet bulmuş olmamız gerekirdi. Bu tarih öncesi canavarlara dair bulduğumuz tek kalıntı dişleri.
Megalodon dişlerinin bu kadar kolay bulunmasının nedeni ise bir ton diş üretmiş olmalarıdır. Megalodonlar tüm yaşamları boyunca sürekli yeni diş üretirler ve neredeyse her iki haftada bir tüm dişlerini kaybederler. Megalodonlardan düşen dişler ise okyanusun dibine batarak fosilleşmeye başlar. Megalodonun diş fosilleri ise 18 santimetre boyutundadır ve normal bir köpebalığından 3-4 kat daha büyüktür. Yaşamları boyunca 40.000 dişe sahip olan megalodonlar bize onlarla ilgili keşfedebileceğimiz çok fazla kalıntı bırakmışlardır. Bugüne kadar bulunmuş dişlerden ise onların 23 milyon ile 2,6 milyon yıl önce yaşadıklarını anlıyoruz. Eğer günümüzde hala yaşayan megalodonlar olsaydı, diğer köpekbalıklarına göre oldukça büyük ve farklı dişleri olan megalodon dişlerini birilerinin mutlaka tespit edilmesi gerekirdi.

Ayrıca günde yaklaşık 1 ton yemek yediği tahmin edilen megalodonlar eğer hala yaşıyor olsalardı, okyanuslarda bizim yiyebileceğimiz kadar büyük balık kalmazdı ve bu balıkçılık endüstrisi için büyük bir sorun olurdu. Ama emin olun balıkçıların tek sorunu bu olmazdı. Megalodonların balıkçı teknelerini takip ettiğini ve bazı katil balinaların yaptığı gibi yakaladıkları balığı çaldıklarını görebilirdik.
Yani kısaca söyleyecek olursak megalodonların da tıpkı titanoboalar gibi günümüzde yaşamaları imkansız. Ancak bu dev canlılılarla ilgili aynı şeyi gelecek için söyleyemiyoruz. Değişen iklimler, küresel ısınma ve sürekli bir değişim halinde olan dünya belki yakın gelecekte bizi bu antik canlılarla tanıştırır. Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Titanoboaların ve megalodonların olduğu bir dünyada yaşamak nasıl olurdu? Bu iki dev antik hayvan hakkındaki görüşlerinizi bizimle yorumlar kısmından paylaşmayı unutmayın.



Hangi emoji bu yazıya uygun?

Komik Komik
0
Komik
Korkutucu Korkutucu
1
Korkutucu
Şaşırtıcı Şaşırtıcı
0
Şaşırtıcı
Harika Harika
1
Harika
Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Trend Trend
0
Trend

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Choose A Format
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals