Yolcu Gemisinde Tuvalette Sifonu Çektikten Sonra Ne Olur


Bir seyahat gemisinde tuvalette sifonu çektikten sonra o suya ne olduğunu hiç merak ettiniz mi? Atık su doğrudan denize mi dökülüyor? İşte bugün videomuzda dev gemilerin her gün binlerce ton lağımla nasıl başa çıktıklarını inceliyoruz.

1300 yolcu ve 800 mürettebat kapasitesine sahip bu gemi aslında modern standartlara göre küçük bir gemi. Çünkü en büyük gemi 9000 kişiye kadar yolcu taşıyabiliyor.
Elbette gemide yolculuk yapan herkes iyi koşullarda yaşamak ister. Örneğin; temiz sularda çamaşırlarını yıkayıp, temiz suda duş almayı ve klozetlerden temiz su akmasını bekler. Bir insanın günde ortalama 150 ile 180 litre su tükettiğini düşürsek, cruise gemileri için su tüketiminin ne kadar önemli olduğunu anlayabilirsiniz. Bu küçük gemide bile her gün ortalama 500 ton su kullanılmaktadır. Peki ama karadan kilometrelerce uzakta denizin ortasındaki bir gemi atık pis suyu ne yapıyor?
Southampton'dan New York'a 6 günde giden bu küçük gemi bile 3000 ton atık su üretmektedir. Peki gemiler bu kadar fazla miktardaki atık suları ne yapıyor? Düşünülenin aksine gemilerdeki atık sular denizlere boşaltılmıyor. Çevre kuruluşlarıyla imzalanan anlaşma doğrultusunda gemilerdeki atık sular çevreci bir yaklaşımla toplanıyor.
Bunun için ilk önce tüm atık suları bir araya getirmek gerekiyor ve bunun için geminin alt kısmı ideal. Gemilerde dengeyi sağlamak için bulunan balast tanklar genelde deniz suyuyla doldurulur. Ama aslında balast tanklarının illa deniz suyu ile dolması gerekmez. Bunları gemide ürettiğimiz atık suyla kolayca doldurabilirsiniz.
Ancak tüm atık suların rastgele tanklara doldurulmaması gerekiyor. Tıpkı evlerde geri dönüşüm için çöpleri kağıt, metal ve cam diye ayırdığımız gibi atık suları da ayırmamız gerekiyor. Bunun için gemilerde gri su ve siyah su diye bir sınıflandırma yapılıyor. İki su arasındaki fark ise içerdikleri bakterilerdir. Siyah su, tuvaletlerden gelen ve katı atıklarla temas eden çok daha zararlı bileşenler içeren sudur. Gri atık ise duş ve çamaşır makinelerinden gelen sudur ve bu su çevre dostu geri dönüşüm için kullanılabilinir. Örneğin duş aldığınız suyu tuvalet sifonunda kullanabilirsiniz. Bunu dünya genelinde birçok çevre dostu kişi evlerinde kullanmakta.
Şimdi siyah suyla yani pis atık suyla tankı dolduralım. Bu tıpkı kanalizasyon arıtma tesislerindeki sisteme benziyor tek bir farkla gemilerdeki daha küçük ölçekte. Geminin aşağı kısmında makine dairesinde bir atık su arıtma tesisi bulunmakta.

Gelin şimdi bu tesisi daha ayrıntılı bir şekilde inceleyelim. İlk olarak biyolojik dengeyi sağlamak için tank içlerine havalandırma vasıtası ile oksijen sağlayan enjektörlü hava boşluğu ve havalandırıcı yerleştirilmiştir. Tuvaletlerden vakum yöntemiyle gelen siyah su 1. tanka girmeden önce bir filtreden geçer. Burada atık su içindeki inorganik solidler arındırılır ve özel bir yöntemle 2. tanka gönderilir.
Ancak bu bölüm diğerinden farklı olarak havalandırma bölümüdür ve burada aerobik bakteriler bulunur. Aerobik bakteriler oksijenli solunum yapabilen bakterilerdir. Bu yüzden aerobik bakterilere sürekli beslenmeleri için hava üfleyiciler kullanılmalıdır. Bu bakteri türü için oksijen ve lağım besin kaynağıdır ve bunlar varsa bakteriler çalışmaya başlar. Bütün bunlar sadece hızlandırılmış bir ayrışma şeklidir.
Bu bakterilerin canlı kalabilmesi için gemilerin tuvaletlerinde kullandıkları kimyasallara dikkat etmeleri gerekir. Çünkü istedikleri son şey, tüm bu yararlı bakterileri tesadüfen öldürmektir.
Buraya yerleştirilmiş oksijen sağlayan hava boşluğu ile son tortularından arındırılarak özel bir geçiş ile diğer tanka gönderilir. Bu bölümde uzun süre dışarıda bıraktığınız kokteyl gibi suyun katmanlara ayrıldığını görebilirsiniz. Tasfiye odasındaki yoğun ağır malzeme de dibe çöker ve su yukarıya süzülür.
Bu kısımda altta kalan ağır malzemeyi tekrar bir önceki bölüme gönderip, bakteriler arasında tekrardan dolaşıma sokulabilir. Yoğun kalan kısım ise ya yakılır ya da depolarda saklanarak karaya ulaşılınca boşaltılır.
Sıvılaşan kısım ise diğer bölüme geçer. Bu son işlem sadece sterilizasyondan oluşur. Yüzme havuzunda kullandığımız gibi klorlama veya değişik ileri teknoloji yöntemleri kullanılabilir. Bu şekilde suyun içerisindeki tüm zararlı bakterilerin yok olduğundan emin oluruz. Sonunda tamamen güvenli ve temiz bir su elde ettik. Hatta bu su bazı içme sularından bile daha güvenli. Elbette bu su gemilerde içme suyu olarak kullanılmıyor.
Aslında onu sadece geminin boşalmasına izin verilen coğrafi bir alana gelene kadar bekleyebileceği başka bir depolama tankına gönderiliyor. Siyah su arıtma tesisinde biyolojik dengenin sağlanmasında en önemli etken oksijen akışıdır. Herhangi bir nedenle oksijen akışı kesilirse biyolojik denge bozulacak ve zararlı madde oluşumuna sebep olacaktır.
Şu ana kadar bahsettiğimiz siyah suydu. Peki ya gri suya ne oluyor?
Gri su, siyah suyla birlikte arıtma tesisinden geçebilir. Fakat insanların duş alırken kullandıkları kimyasal maddeleri kontrol etmek neredeyse imkansız. Bu yüzden iki su birleştirilemez. Şampuanların arıtma tesisindeki tüm küçük çalışanları öldürmesini istemezsiniz. Öyle değil mi?
Bildiğim kadarıyla, gri suların arıtılmasına gerek yok çünkü arıtılmamış pis suda bulunan zararlı bakterileri içermiyorlar. Ancak yinede suyun içinde bulunmaması gereken büyük boyutlardaki şeyleri temizlemek için basit filtrasyon sistemi kullanılıyor. Bu yüzden gri suyun arıtılması genellikle asgari düzeydedir.
Çoğu gemi ise karadan yeterince uzakta olduklarında gri suyu gemiden denize tahliye ederler. Fakat son yıllarda birçok coğrafi bölgede gri su tahliyesi yasaklanmış veya en azından sınırlandırılmıştır. Bu bölgelerin başında Alaska geliyor. Alaska'da gemilerin atık su boşaltmaları hukuki bir süreçle takip ediliyor ve yasalara uymayanlar ağır cezalara çarptırılıyor.
Karadan kilometrelerce uzakta cruise gemilerinde atık sular, denize direk boşaltılmak yerine gelişmiş arıtma sistemleriyle daha masum hale getiriliyor. İzin olan coğrafi bölgelerde arıtılmış su ya denize boşaltılıyor ya da karaya kadar beklenip, karada boşaltılıyor.  
Dev yolcu veya yük gemileriyle ilgili merak edilen bir diğer konu ise neden yavaş hareket ettikleridir. Sizce gemiler neden yavaş hareket ederler? Bir otomobille veya uçakla karşılaştırdığımızda gemiler yavaş kalmaktadır. Örneğin Southampton'dan New York'a gemiyle gitmek yarım hafta iken, uçakla gitmek birkaç saattir. Peki ama bu büyük farkın sebebi ne olabilir?
Gemiler oldukça büyük ulaşım araçlarıdır ve bu doğrultuda motorları da büyüktür. 400 metre uzunluğundaki Emma Maersk isimli yük gemisi ise dünyanın en büyük dizel motorunu kullanmaktadır. 12 metre boyunda 16 metre uzunlukta, 2300 ton ağırlığında bir motordan bahsediyoruz. Ayrıca bu dev motor 109.000 beygir gücünde.
Gelin bu güçlü gemi motorunu, bir otomobil ve uçak motoruyla karşılaştıralım. Tipik bir otomobilin motoru ortalama 100 beygir gücündedir. Formula 1 aracının motoru ise 1000 beygir gücündedir. Tipik 747 Boeing uçaklardaki motorlar ise 150.000 beygir gücündedir.

Motorun gücüne göre bir sıralama yapacak olursak, ilk sırada uçak, ikinci sırada gemi ve son sırada da otomobil olacaktır. Yani bu hesaplamaya göre gemilerin, otomobillerinden daha hızlı olması gerekir. Ama gerçek öyle değil. Bu da işin içinde başka değişkenlerin de olduğunu göstermekte.
Mesela araçların hızını, ağırlıkları ile motor güçlerinin oranı belirliyor olabilir. Uçaklarda bu oran ton başına 1200 beygir gücüyken, otomobillerde 75 beygir gücü, formula 1 aracında ise 1000 beygir gücüdür. Maersk Line gibi büyük gemilerde ise bu oran ton başına 0.5 beygir gücü olacaktır. Yine sıraya koyacak olursak, ilk sırada uçak, ikinci sırada otomobiller ve son sırada da gemi olacaktır. Bu sefer sıralamamız sorumuzun cevabını veriyor.
Gemilerin diğerlerine göre daha yavaş olmasının bir diğer nedeni ise hareket ettiği ortamın direnciyle daha çok karşılaşıyor olmasıdır. Yani su, daha yoğun bir ortam olduğu için gemilerle arasında sürtünme oluşturarak yavaşlatmaktadır. Başka bir deyişle gemi ne kadar suyun içerisindeyse hızı o kadar düşmektedir. Ancak uçaklar ve otomobillerin hareket ettikleri ortamlarda gemi kadar yoğun bir direnç bulunmamaktadır
Mesela katamaranlar, gemilere göre suyla daha az temas etmekte ve bu da onları daha hızlı yapmaktadır. Sürat tekneleri de gittikçe suyun yüzeyine çıkmakta ve doğal olarak hızlanmaktadır. Deniz uçakları içinde durum aynıdır. Suyla temasları azaldıkça hızları artmakta, suya iniş yaptıkça da hızları artmaktadır. Buna bir de gemilerin ağırlığını da eklersek sorumuzun yanıtını tam anlamıyla vermiş oluyoruz.
Katamaran, sürat teknesi, deniz uçaklarıyla yük ve yolcu gemilerinin ağırlıkları aynı değildir. Hızlı olan deniz araçları daha hafif ve daha az suyla sürtünmeye geçtikleri için daha hızlıdırlar. Yük ve yolcu gemileri için ise durum tam tersidir.
Peki sizler büyük yolcu gemilerinin su arırtma tesisleri ve yavaş hareket etmeleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Bize yorumlar kısmından yazmayı unutmayın.


Facebook hesabınız ile yorum yapın!

What's Your Reaction?

Komik Komik
0
Komik
Korkutucu Korkutucu
0
Korkutucu
Şaşırtıcı Şaşırtıcı
0
Şaşırtıcı
Harika Harika
0
Harika
Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Trend Trend
0
Trend

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla Genel Videolar

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Ranked List
Upvote or downvote to decide the best list item
Meme
Upload your own images to make custom memes
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format