DÜNYA ÜZERİNDEKİ EN MUHTEŞEM BİNALAR | Bunları Görmen Gerek


Bugün sizlere mimari açıdan dünyanın en güzel ve gelişmiş binalarından bahsedeceğiz. Aralarında dünyada ilk kez inşa edilecek olan hareket eden binaların olduğu listemize vakit kaybetmeden başlayalım.

Sidney Opera Binası

Karşınızda 2007 yılında Dünya Mirası Listesine girmiş çok tartışmalı ve bir o kadar da muhteşem bir yapı olan Sidney Opera Binası yer alıyor.  1956 yılında Sidney Opera binası için düzenlenen yarışmada, dünya çapındaki mimarlardan bir opera binası için tasarım yapmaları istenmiş. Sınırsız bir bütçe ayrılan bu binanın yapımı için seçilen isim Danimarkalı mimar Jorn Utzon olmuş. Daha önceki hiç bir binaya benzemeyen bu bina için Jorn, hem limandaki yelkenlerden hem de Maya ve Aztek Tapınakları'ndan etkilenmiştir.
İnşasına 100 milyondan fazla harcanan bu bina 1973 yılında anca tamamlanabilmiş. 5 tiyatro salonu, 5 prova stüdyosu, 60 soyunma odası, 4 restoran ve 6 bar içeren bu bina günümüzün en çok tanınan eserlerinden bir tanesi olmuştur.

Metropol Parasol

İspanya'nın Sevilla şehrinin merkezindeki bir meydanın yeniden yapılandırması sonucunda inşa edilen bu yapı şehrin en turistik noktalarından bir tanesi haline gelmiş.  Geçmiş yıllarda pazar yeri olarak kullanılan meydanın yıkılması sonucunda 30 yılı aşkın süredir şehrin göbeğinde büyük bir boşluk olarak duran bu yer bu yapının inşa edilmesi ile bambaşka bir görünüm kazanmıştır.
Dünyanın en büyük ahşap yapısı özelliğine sahip olan Metropol Parasol, ahşapların örülerek birbirine geçmesi ile oluşmuştur.  Türkçe'de ''Şehir Şemsiyesi'' anlamına gelen ''Metropol Parasol''  meydanın üzerine yerleştirilmiş bir örtü görevi görmektedir. Yapıyı oluşturan ahşap kafes sistem, betonarme temeller üzerinden yükselmektedir.
Çok fonksiyonlu bu yapının içerisinde bir arkeoloji müzesi, bir market, yükseltilmiş bir meydan, barlar ve restoranlar bulunmaktadır. Bu mekanların çoğu, yer seviyesinin altında bulunmaktadır. Böylece, kamusal alan algısı ve meydanı kullanan insanların izlediği rotalar olabildiğince korunmuştur.

Louis Vuitton Vakfı

Ünlü postmodern mimar Frank Gehry tarafından tasarlanan, Louis Vitton Vakfının yeni binası geleceğin mimarisini günümüze taşıyor. Binanın yanında bulunan devasa parkın peyzaj düzenine uygun bir şekilde tasarlanmış olan bu yapının tasarım anlayışı olarak 3 hedefi bulunuyor. 19. yüzyıl cam bahçe yapılarını ve bahçelerin kültürel mirastki yerini anmısamak ve  bu bahçeye sık sık uğrayan çocuklar ve ailelerin ilgisin çekecek bir modern sanat müzesi yaratmak.
Proje için özel olarak tasarlanmış havuzun hemen yanında bulunan bu bina, beyaz blokların birbirine bağlanması ile oluşmuş. Buzdağından esinlenilerek oluşturulmuş olan bu beyaz bloklar, fiber-betomarme paneller ile kaplanmıştır. Bu yapının esinlendiği diğer bir şey ise yelkenler olmuştur.  Ahşap kirişlerle desteklenen 12 adet geniş cam bu binanın yelkenlerini oluşturmaktadır. Yelkenler, yapıya transparanlık kazandırırken aynı zamanda yapıya hareket ediyormuş izlenimi de vermektedir. Bunun yanında yapının cephesinin yanında bulunan suyu ve bahçeyi  yansıtması, ışık ile devamlı olarak değişmesi özelliklerini de yine bu yelkenler sağlamaktadır.

Harpa Konser Salonu ve Konferans Merkezi

Hem estetik hem de teknik açıdan oldukça çarpıcı bir bina olan Harpa binası İzlanda'nın Reykjavik şehrinde bulunuyor. Kavramsal olarak, binanın en etkileyici özellikleri, cam cephesi ve cam arasında meydana gelen boşlukların etkileşimi olmuştur. 1800 kişilik dört farklı konser salonunun yer aldığı bu etkinlik merkezi Avrupa'nın en önemli binalarından bir tanesi olarak gösterilmektedir.

Guangzhou Opera Evi

Görmüş olduğunuz bu opera binası, Çin'in Guangzhou şehrinde gerçekleşen kültürel devrimin en önemli parçalarından bir tanesidir. Şehri iki kısma ayıran ''İnci Nehri''  kıyısında 70 bin metre karelik bir alan üzerine inşa edilen Opera Evi, şehrin finans merkezi olarak kabul edilen yeri ile kültürel binaları arasında köprü görevi görmektedir.
Akıntıya karşı şekil almış iki büyük kayayı andıran tasarımı ile Guangzhou Opera Evi, şehir ile nehir arasında da bağlantı kurmaktadır. Nehir vadilerinden esinlenen bu bina bünyesinde 1800 koltuk kapasiteli bir oditoryum ve 400 kişilik bir salon barındırıyor.

Dinamik Kule

Geleceğin binaları olarak adlandırılan ve İtalyan mimar David Fisher tarafından tasarlanan bu kuleler Dubai'de yer alıyor. Bu gökdelenleri diğer binalardan ayıran şey ise  binaların şekillerinin sürekli değişmesi.  80 katlı binanın her katında bulunan prefabrik dairelerin her biri birbirinden bağımsız devinim halindedir. Bu yüzden bina hiçbir zaman ilk şekli gibi görünmeyecektir.
Dünyanın ilk hareket eden binası unvanına sahip olacak bu gökdelenler, ses komutasıyla bir kolonun etrafında 360 derece dönüş sergileyecekler. Ayrıca bu türbinler tüm binanın kullanacağı elektriği ve fazlasını da üreteceği için, bina enerji açısından dış kaynaklara gereksinim duymayacak.  Kendi eksenleri etrafında dönmeleri bir ila üç saat alacak olan dairelerin fiyatları da 3 milyon 700 bin ila 36 milyon dolar olacak.



Hangi emoji bu yazıya uygun?

Komik Komik
1
Komik
Korkutucu Korkutucu
0
Korkutucu
Şaşırtıcı Şaşırtıcı
1
Şaşırtıcı
Harika Harika
6
Harika
Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Trend Trend
2
Trend

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds