Tarihteki EN Korkunç 5 Hapishane


Dünyanın en korkunç hapishaneleriyle tanışmaya hazır mısınız? Bugünkü yazımızda geçmişten günümüze tarihe en korkunç olarak geçmiş hapishanelerden bahsedeceğiz.

1. Camp Sumter Askeri Hapishanesi :

Amerikan İç Savaşı sırasında 1864 Şubat'ında kurulan Camp Sumter Askeri Hapishanesi, tüm çatışmadaki en büyük Konfederasyon hapishanesiymiş. Andersonville olarak da bilinen Camp Sumter, 10.000 kişiyi barındırmak için inşa edilmiş - ancak burada 30.000'den fazla kişi tutulmuş, bu da karşılaştığı sorunlara dair size bir ipucu veriyor. Yeterli yer olmadığı için mahkumların çoğu dışarıda kalıyormuş. Hatta bazıları kendilerine battaniyelerden ve tahta parçalarından gecekondular yapmışlar. Diğerleri ise kendileri için toprağa çukur kazmışlar. Hapishanenin içinden akan bir de dere varmış. Fakat kısa süre sonra burası kanalizasyonla kirlenmiş ve bu mahkumları hastalıklara karşı son derece savunmasız hale getirmiş. Ayrıca mahkumlara yeterli miktarda yiyecek de verilmiyormuş. Savaşın sona ermesiyle hapishane kapatıldığında 13.000 tutuklunun bu şartlar sonucunda hayatını kaybettiği ortaya çıkmış.

2. The Mamertine :

 İtalya'da bulunan Mamertine'ın bir hapishane olarak adlandırılması çok yanlış. Çünkü burası 12 metrelik derinlikte bulunan bir yeraltı zindanı ve kanalizasyon sistemi karışımı bir şey. Milattan önce 7. yüzyılda inşa edilen Mamertine, aslında birbiri üzerine yığılmış iki karanlık, nemli hücreymiş. Yeraltında oldukları için hücrelerde doğal ışık yokmuş ve alt hücreye girmenin veya çıkmanın tek yolu üst hücrenin zeminindeki bir delikmiş. Eski tarihçi Sallust burayı karanlık, pis kokan ve korkunç bir yer olarak tanımlamış. Mahkumlar genellikle infaz edilmeden önce alt odaya konulurmuş. Burada onlar çürümeye ve açlığa terk edilirmiş. Bu korkunç kompleks bir kanalizasyon sisteminin içindeymiş. Efsaneye göre St. Peter ve Paul burada tutulmuş, daha sonra ise çarmıha gerilmek için dışarıya çıkarılmışlar. Bu nedenle burası yıllar sonra bir kiliseye dönüştürülmüş ve Hristiyanların hac ziyaretlerinde yer almaya başlamış.

3. Pitesti Hapishanesi :

1949'dan 1951'e kadar bu Stalinist Rumen hapishanesi, Pitesti Deneyi olarak bilinen rezil bir deneye ev sahipliği yapmış. Aslında bu deney anti-komunist faşist olarak hapse atılan mahkumlar tarafından başlatılmış. Mahkumlar Komünist Hükümlü Mahkumlar Örgütünü kurmuşlar ve diğer mahkumları mümkün olan en korkunç yollarla yeniden eğitmeye başlamışlar. Bu eğitim doğrultusunda mahkumlar ampullere gözlerini kırpmadan bakıyor, arka arkaya birbirlerine kafa atıyorlar ve hatta elektriğe bile maruz kalıyorlarmış. Ayrıca kasıtlı olarak bakımsız ve kötü koşullarda yaşamaya zorlanmışlar. Tüm bunlar daha sonra diğer mahkumları bu örgüte katılmaya ve anti-komünist eğilimlerinden vazgeçmeye itecekmiş. Bunun cezaevi müdürü tarafından tamamen desteklendiğini belirtmekte fayda var. Bu acımasız eğitim nihayet 1952'de ülkede gerçekleşen rejim değişikliğinden sonra durdurulmuş. Fakat o zamana kadar 700'den fazla mahkum korkunç bir süreç geçirmiş ve bunlardan 30'u hayatını kaybetmiş.

4. Carandiru Hapishanesi :

Brezilya'nın Carandiru hapishanesinin duvarları içinde 7000'den fazla mahkum yaşıyormuş ve burası sadece üçte birine yetecek kapasiteye sahipmiş. Ama her mahkum için bir gardiyan çalışıyormuş bu da hapishanede bir şeylerin ters gideceği anlamına geliyormuş. Hapishaneye giren mahkumlara söylenen ilk şey kalacakları hücreleri kiralamaları gerektiğiymiş. Hapishanede kalan mahkumlar dışarıdan istedikleri her şeyi içeriye sokabiliyorlarmış. Bu hapishane ayrıca en çok futbol maçından sonra çıkan isyanlarıyla ünlüdür. Mesela bir gün 300 polis hapishaneye baskın düzenlemiş ve bu baskın sonucunda tutukluların 100'den fazlası hayatını kaybetmiş. 2014 yılında ise polis memurlarından 73'ü hüküm giymiş, bazıları 156 yıl hapis cezasına çarptırılmış. Hapishane ise 2002'de yıkılmış.

5. Urga Hapishanesi :

1916'da, Amerikan Doğa Tarihi Müzesi'nin gelecekteki yöneticisi olacak doğa bilimci Roy Chapman Andrews Asya'yı dolaşmış. Deneyimlerini ise 1921 yılında Across Mongolian Plains adlı kitabında yayınlamış. Bu kitapta dünyanın en kötülerinden biri olarak tanımladığı bir hapishaneden bahsediyormuş. Andrews, kitabında 1 metre yüksekliğinde 60 cm genişliğinde tabutlarla dolu odaları anlatıyormuş. Andrews, mahkumların tam olarak uzanamayacakları veya rahatça oturamayacakları şekilde tasarlanmış bu tabutların aslında mahkum hücresi olduğunu belirtiyor. Tabutlarda yiyeceklerin verildiği yerde sadece küçük bir delik varmış. Kelepçeli bir şekilde bu hücrelere giren mahkumlar uzuvlarını kullanamadıkları için büzüşüyorlarmış. Bu tabutlarda mahkumların kalma süreleri değişkenlik gösteriyor ve genelde idam edilmeden önceki süreyi burada geçiriyorlarmış. Ama çoğu şaşırtıcı olmayan bir şekilde bu korkunç esaret altında hayatlarını kaybediyorlarmış.

Bir önceki yazımız olan Dünyanın En Büyük CocaCola'sı - En Büyük Yiyecekler başlıklı makalemizde büyük yiyecekler, cocacola ve devasa yiyecekler hakkında bilgiler verilmektedir.



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds